Annemin Sikicisi Platonik Aşkım Çıktı! (2)

Bir sabah erkenden kalktım. Babam gitmişti çoktan. Annem ise giyinmiş ve çıkmak üzereydi. Kavgaya sebep olan dar mavi kotunu giymişti. Götünün resmi pantolonda çıkmış, kalın lastikli külotunun izi görünüyordu. Üstüne kırmızı renkli, göğsü açık, kısa kollu tişörtünü giymişti. Başını parlak, beyaz türbanıyla bağlamıştı her zamanki gibi. Aynanın karşısında dudaklarına bir miktar açık pembe ruj sürüp gözlerine de hafif bir makyaj yaptı. Sonra da çantasından açık parfümünü çıkarıp sıktı üstüne. Bu arada benim üstüme de sıkmayı unutmadı.

Dayak yediği günden beri uzun, kocaeli escort ince siyah yeleğini giyiyor, bu şekilde götünü kapatıyordu. Yine aynı yeleğini giyindi. Ayağına kırmızı dolgu topuklu terliklerini giyerken, “Akşam yanına geleyim mi?” diye sordum. “Niye, ne oldu gene?” diye sordu karşılığında. “Bana pantolon bakacaktık ya, onun için!” dediğimde, “İyi tamam, bakarız!” dedi ve çıktı.

Annem bir kumaş deposunda çalışıyordu. Temizlik, çay kahve işlerine bakıyordu orada. Yoğunluğun fazla olmadığı bir işyeriydi. Firmanın adamları sabahtan gelip sevki yapılacak malları alıp dağıtıma çıkıyorlar, öğleden sonra da bir veya iki defa yeni mallar geliyordu. Özellikle akşamüstleri çok rahattı, çalan birkaç telefon dışında hareket olmuyordu.

Depoda annemle birlikte depo sorumlusu olarak Ümit adında biri çalışıyordu. Patronun akrabasıydı, o da annem gibi uzun zamandır oradaydı. Ümit Abi yıllardan beri platonik aşkımdı. Tanıyorduk birbirimizi. Çocukluğumdan beri biliyordum onu. Eğitimli, kültürlü aynı zamanda yakışıklı bir adamdı. Ne zaman oraya gitsem benimle sohbet eder, halimi hatırımı sorardı. Bazen çat kapı giderdim sırf onu görmek için. Annem, “Kızım benim için geliyor!” dese de, ben Ümit Abi için gidiyordum aslında.

O gün de annemin yanına aslında Ümit Abiyi görmek için gidecektim.

kocaeli escort bayan Öğleden sonra annemi arayıp, “Akşam geleyim mi yanına?” diye sordum. “İyi iyi gel, başımın belası. Saat 19:00’da gel, ondan önce gelme patronlar gelecekmiş çünkü!” diyerek kapattı telefonu. Annem normalde 18:00’de çıkıyordu. Nadiren mesaiye kalıyordu.

Bir arkadaşımla buluşup oradan geçmeyi planlıyordum. Evden çıkıp buluşma yerine giderken arkadaşım aradı ve özür dileyip gelemeyeceğini söyledi. Ben de mecburen annemin dediği saatten önce işyerine gitmek zorunda kaldım. İşyerine gittiğimde saat 17:30’du. Depo ara sokaklardan birindeydi. Büyük bir binanın giriş katıydı. Deponun kepenkleri çekilmişti, ama kapının üstündeki kepenk açıktı, paslanmış camlı demir kapı ise kapalıydı. Kapının üzerinde ip vardı, ipi çekince kapı açılıyordu. Ben de öyle yapıp ipi çektim ama kapı açılmadı, arkadan ipi boşa düşürmüşlerdi.

Annemi aradım, ama kapalıydı telefonu. İşyerinin sabit telefonunu aradım, ama açan olmadı. O zaman son çare olarak annemin bir kopyasını yaptırıp bana verdiği anahtarla kapıyı açmaya karar verdim. Geçen sene annem anahtarını kaybetmişti. Ondan sonra da bir kopyasını yaptırıp bana vermişti. İçerde binlerce liralık kumaş vardı, anahtarın kopyasının bende olması yasaktı, ama kimsenin haberi olmadığı için sıkıntı yoktu.

Anahtarla kapıyı açıp içeri geçtim, ardından yavaşça kapattım. İçerde in cin top oynuyordu sanki. Işıklar sönmüştü. Ancak kumaş toplarının arasından arka taraftaki mutfağın ışığının yandığını gördüm. Buraya daha önce yüzlerce kez gelmiştim. Oraya giderken birtakım sesler duydum. Sessiz olmaya çalışarak annemin yeni aldığı spor ayakkabılarımın üzerinde ilerledim. Mutfağın kapısı açıktı. Tavandaki sarı ışık dışarıya vuruyordu. Yavaşça oraya yöneldim. Birden gördüklerim karşısında şoka uğradım.

Ümit Abi annemi küçük masaya domaltmış halde sikiyordu. Annem dirseklerinden dayanmıştı masaya. Sabah giydiği kot pantolonunu dizlerine kadar sıyırmıştı külotu ile birlikte. Kırmızı tişörtü ise sırtına sıyırılmıştı. Ümit Abi arkasına geçmiş ve ağır ağır annemi sikiyordu. 23 yaşında bir kızdım, internette ara sıra pørnø sitelere giriyordum. Neyin ne olduğunu az çok öğrenmiştim. Ümit Abinin uzun ve kalın bir siki vardı ve annemin amına girip çıkıyordu ağır ağır. Ümit Abiden ses çıkmazken annemin inlediğini duyuyordum. Zaten ilk başta duyduğum sesler de annemin inleme sesleriydi. Ümit Abinin elleri annemin götünde ve belinde geziniyordu. Zaman zaman hızlanıp yavaşlıyordu. Hızlandığı zamanlarda yoğun ve şiddetli ‘Şlap şlap şlap!’ sesleri çıkıyor, annemin götünün yanakları titriyor, oynuyordu.

Annem gözlerimin önünde 25 yıllık kocasını aldatıyordu. Ümit Abi annemden 5 yaş küçük, evli bir adamdı. Yıllardır birbirlerini abla kardeş gibi görüyor, çalışıyorlardı. Anneme her zaman ‘Abla’ diye hitap eden adam babama da ‘Abi’ diyordu, ama şimdi ‘Abla’ dediği kadını sikiyordu. Bir yerden tanıdık gelen parfüm kokusunun kaynağı da belli olmuştu böylece. O gün AVM’de gördüğüm adam Ümit Abiydi. Ümit Abi pantolonunu ayaklarına indirmişti, bu halde ileri geri sabit hareketlerle sikini sokup çıkarıyordu annemin amına.

Beni görürlerse kıyamet kopardı, o nedenle tam karşıdan izleyebileceğim şekilde kumaşların arasında bir yer bulup saklandım hemen. “Ohhh aşkımm, uhhh, Ümiittt, ohhh, aşkımmm, çok güzeell, devam ettt, sik beni aşkımmm, sik beniii!” deyip duruyordu annem. Ümit Abi ise aynı sessizliğini koruyor ama sikmeye devam ediyordu. Bir ara Ümit Abi hızlandı. O anda annemin dirseklerini dayadığı küçük masa zangırdarken annemin de, “Uhhhh, ayyyyy, ımmm, ohhhh!” şeklindeki iniltileri birbirine karıştı. Yoğun ve koca deponun içini çınlatan adeta bir davuldan çıkıyormuş gibi gelen ‘Şlap şlap şlap!’ sesleri ise ayrıca bir gürültü yaratıyordu.

Derken Ümit Abi, “Abla şunu çıkartsana, rahat edersin!” dedi. Ümit Abi annemi sikerken bile ona ‘Abla’ diyordu. Ağzına yapışmıştı bu kelime. Annem, “Tamam!” diyerek doğruldu, Ümit Abinin siki havada sallanıyordu. Sikine kondom takmıştı, ıslak bir sopa gibi sarı ışığın altında parıldıyordu. Annem pantolonunu ve beyaz pamuklu külotunu ayaklarından çıkartırken Ümit Abi de pantolonunu ve baksırını çıkardı aynı şekilde. Sonra da üzerindeki beyaz tişörtünü çıkarıp masanın üzerine koydu. Tişörtün altına atlet giymemişti. Kaslı ve yapılı bir vücudu vardı. Masanın yanındaki sandalyeye oturdu. Annemi kucağına oturtup tişörtünü altındaki sutyeni ile birlikte yukarı sıyırdı.

Annemin iri, şişkin memeleri çıkmıştı ortaya. Pembe meme uçlarını emmeye başlarken sağ elini de annemin kalçalarına attı. Uzun uzun her iki meme ucunu emdikten sonra dudak dudağa ateşli bir şekilde öpüşmeye başladılar. Annem iki eliyle Ümit Abinin başını tutmuştu, annemin azgınlığını, şehvetini rahatlıkla görüyor, hissediyordum. Ümit Abi ise anneme göre daha rahattı, sakindi. Annem daha rahat edebilmek için sırtını ondan yana, yüzünü ise benden yana döndü. Ümit Abinin sol bacağı üstünde oturur haldeydi, bacaklarını iki yana açtı, kırmızı dolgu topuklu terlikleri ile yere basıyordu. Ümit Abi şimdi sağ eliyle amını parmaklayıp ovalarken sol eliyle de meme uçlarını sıkıyordu.

Annemin amı tıraşlı ve tertemizdi. Amının hafiften kararmış büyük dudakları Ümit Abinin parmakları arasında açılıp kapanıyordu sanki. Zaman zaman Ümit Abi memelerindeki sol elinin parmaklarını annemin ağzına uzatıyordu. Annem de parmaklarını emiyordu iştahla. Bu ara annem sağ elini araya sokup Ümit Abinin sikini tuttu. Sikin kafasını annemin ellerinin arasında gördüm. “Ağzına alsana!” dedi Ümit Abi biraz sonra.

Annem, “Tamam!” diyerek kalktı ve hemen önünde dizlerini yere koyarak çömeldi, sırtı bana dönüktü şimdi, götü tam karşımdaydı. Annem masanın üstündeki kağıt havludan bir tane aldı önce, Ümit Abinin kondomlu sikini sildi çabucak ve ardından ağzına aldı, iştahlı bir şekilde emmeye başladı. Annemin böyle şeyleri bildiğini bilmezdim hiç. Ellerini onun dizlerine koymuştu. Büyük ve bembeyaz götü hareket ettikçe sallanıyor, oynuyordu. Götünün yarığının arasındaki kara deliği görünüyordu. Başını kaldırıp indiriyordu hızla.

Ümit Abi ise onun sırtını, başını okşuyordu. Annemin türbanı halen başındaydı. Ümit Abi, “Abla açayım mı bunu, seni o şekilde görmek istiyorum!” dediğinde annem sikini emmeyi bıraktı, başını kaldırıp türbanını birkaç iğneyi çıkartarak çabucak çıkardı. Annemin siyah saçları beline döküldü. Annem yeniden siki ağzına alırken Ümit Abi saçlarını uçlarından çekip okşuyordu. “Çok güzelsin, yıllardır senin gibi bir güzelliği görememişim!” dedi fısıltıyla ama deponun sessizliğinde duymakta zorluk çekmedim bu sözleri.

Kısa bir süre daha devam etti bu sahne. Sonrasında Ümit Abi, “Abla tezgaha domalsana!” deyince annem sikini emmeyi bırakıp kalktı ayağa. Hemen masanın karşısında kalan tezgaha ellerini dayadı, tezgahın üzerine eğilerek bacaklarını gererek iki yana açtı. Ümit Abi kalktı, annemin arkasına geçip avucuna tükürdükten sonra kondomlu sikine sürdü. Salladığı sertleşmiş sikini annemin amına sokarken annemin ciğerlerinden adeta sökülürcesine çıkan, “Ohhhh!” sesi işyerinin sessiz duvarlarını çınlattı. Annem gözlerini kapatmış, dudaklarını emiyor, ısırıyordu. Ümit Abi az öncekinden daha hızlı ve güçlü şekilde sikiyordu annemi.

Annemin tişörtünden ve sutyeninden çıkmış memeleri Ümit Abinin sikinin vuruşları ile birlikte ileri geri sağa sola durmadan sallanıyordu. Küçük tezgahın üstündeki bardaklardan ve çay makinesinden sesler geliyordu. Annemin iniltileri ve ‘Şlap şlap şlap!’ sesleri en yüksek seviyesine çıkmıştı. Ümit Abinin siki annenin amına köküne kadar girip çıkıyor, annemin götünün etleri, yanakları hızlı hızlı yaylanıp oynuyordu. Uzun saçları dalgalanıyordu.

Ümit Abi annemin kalın belinden sıkıca kavramıştı güçlü elleriyle, zaman zaman götünün beyaz yanaklarına minik tokatlar atmaya başlamıştı. Ara sıra da ellerini annemin saçlarına atıp onları çekiyor, saçlarına asılıyordu. Annemin başı yukarı kalkıyordu bu anlarda. Sallanıp duran memelerini tutup sıkıyordu hoyratça. Kapalı gözleri, emdiği ve yaladığı dudaklarıyla annemin aldığı zevki açık seçik görüyordum. Zaman ilerledikçe Ümit Abi de inlemeye başlamış, homurtulu seslerle anneme eşlik ediyordu. Saniyeler birbirini kovalarken sikişmeleri Ümit Abinin, “Ohhh, ohhh, uhhhh!” sesleri ile yavaş yavaş sona erdi.

Boşalmıştı Ümit Abi. Annemin amına yavaş yavaş sokup çıkardı sikini biraz daha. Sonrasında da amına bastırdı uzun uzun. Siki annemin amında hapsolmuş halde kaldı epey zaman. Annem, “Geldin mi?” diye sorduğunda Ümit Abi, “Evet!” dedi yutkunarak. Ardından da, “Karımdan böyle zevk almadım!” dedi ve annemin amından çıktı. Kondomun ucu sikinden çıkacakmış gibi sıyrılmış ve içi dölleri ile dolmuştu. Hızlı adımlarla mutfağın yanındaki banyoya geçerken annem de toparlandı.

Sırtını bana döndüğünde götünün yanaklarının nar gibi kızardığını gördüm. Masanın üstündeki kağıt havludan birkaç tane alıp amını ve kasıklarını sildi. Ardından da çıkardığı beyaz külotunu ve pantolonunu giyindi. Sutyenini ve bluzunu düzeltti. Masanın üstünde duran beyaz türbanını ise banyo ile mutfak kapısı arasında asılı küçük aynanın karşısında yeniden bağladı.

Annem yıllardır sevdiğim adamla sikişmişti, babamı onunla aldatmıştı. Ona karşı büyük bir öfke duydum. Platonik aşkımı sikicisi yapmıştı. Sinirimden yumruk yaptığım parmaklarımı ısırıyordum. Ama gene de onları basmak istemiyordum.

Ümit Abi az sonra banyodan çıktı. Kondomu çıkarmış, sikinin sertliği geçmişti. Şimdi ancak işaret parmağım kadar bir şey sallanıyordu önünde. Anneme, “Abla benim çıkmam lazım. Sen toparlarsın buraları!” dediğinde annem, “Tamam canım!” dedi gülümseyerek. Annemin gözlerinin içi gülüyordu bunu söylerken. Ümit Abinin sikini yemek çok hoşuna gitmişti anlaşılan. Ümit Abi giyinirken, “Esra kaçta gelecek?” diye sordu. Annem, “Saat yedide gelmesini söyledim!” dediğinde kolundaki saate bakıp, “Daha bir saat var!” dedi. Annem, “Ararım, erken gelmesini söylerim!” dedi karşılık olarak.

Ümit Abi hızlıca giyinip ilerdeki masasına geçti, orada bilgisayarın başında kısa bir süre durduktan sonra annemin yanına gelip belinden kavradı. Sıkıca sarılıp kendine çektikten sonra dudaklarından öptü. Annem gözlerini kapatarak Ümit Abinin öpmesine karşılık verirken, Ümit Abi dar kotunun üstünden annemin götünü avuçlayıp okşadı bir süre. Annem siki ağzına almasını bildiği kadar öpüşmesini de biliyordu. Anne dediğim kadının ne yetenekleri olduğunu ilk kez görmenin şaşkınlığını yaşıyordum bir yandan da.

Ümit Abi sonunda, “Hadi ben çıktım, yarın sabah görüşürüz!” dedikten sonra hızlı adımlarla arkasında saklandığım kumaş toplarının önünden geçip kapıyı açarak çıktı. Demir kapı arkasından gürültülü bir sesle kapanırken içerde annemle tek kalmıştım. Annem masanın ve tezgahın üzerini topladı. Çay makinesi halen çalışıyordu. Oradan kendine bir bardak çay aldıktan sonra sandalyeye oturdu.

Çaydan küçük küçük yudumlar alırken yüzünün şekli değişiverdi saniyeler içinde. Az önce çok mutlu olan kadın gitmiş şimdi gözyaşlarını siliyordu. Donuk bir halde sessizce ağlıyordu. Yaptığından pişmanlık mı duymuştu? Bunun için mi ağlıyordu? Derken elini pantolonunun cebine atıp telefonunu çıkardı. O an, beni mi arayacak yoksa diyerek korkuya kapıldım. Hemen telefonumu sessize aldım. Gerçekten de annem beni aradı. Birkaç metre ötemdeydi halbuki.

Telefon çalarken annem aynı donuk yüz ifadesiyle ekrana bakıyor, dudakları anlayamadığım şekilde oynuyordu. Sonunda telefon sustu. Annem, “E be kızım neredesin sen Allah aşkına?” dedikten sonra biten çay bardağını tezgaha koydu. Sonrasında amını sildiği yerdeki kağıt havluyu alıp banyoya geçip kapıyı kapattı.

Orada daha fazla kalamazdım. Annem içerdeyken çıkmam şarttı. Sessiz adımlarla çıktım dükkandan, kapıyı yavaşça kapattım. Birkaç dakika sokaklarda dolaştım. Annem ne zamandan beri babamı aldatıyordu? Dayak yediği gece, “Ben yapacağımı biliyorum, sen görürsün!” deyip durmuştu. Yapacağı babamı aldatmak olmuştu. Hem de babamın da benim de tanıdığımız, en yakın iş arkadaşıyla… Üstelik platonik aşkımla…

Annem yeniden aradığında telefonun sesini açmıştım. “Yaklaştım anne geliyorum!” dediğimde, “Tamam hadi gel bekliyorum!” diyerek cevap verdi. Birkaç dakika sonra yeniden dükkandaydım. Annem çıkmak için hazırlanmıştı. Yüzünde ve sesinde aynı donuk ifade vardı. Ancak beni görür görmez hiçbir şey demeden sıkı sıkı sarılıp öptü. Sanki uzun zamandır beni görmemiş gibiydi. Yaptığına pişman mıydı? Onun için mi böyle davranıyordu anlayamadım.

Birlikte çıktık. Yol üzerindeki bir mağazaya uğrayıp bana göre bir pantolon aldık. Eve gittiğimizde annem doğruca banyoya girdi, yarım saat kadar içerde kaldı. Çıktığında beyaz yüzü sıcak suyun etkisiyle pembeleşmişti, ancak ağlamış gibi gözlerinin altı da kızarmıştı. Babam o gece eve gelmedi. Beni arayıp gece vardiyasına kalacağını söyledi. Belki doğru söylüyordu, belki de babaannemle dedemde kalacaktı yine. Üstünde durmadım.

Annem, “Bu gece benimle yat!” deyince, “Tamam!” dedim. Annem yatakta sıkıca sarıldı bana. Bütün bu hareketleri pişmanlık duyduğuna işaretti belki de. Bir anlık zevk uğruna kocasını aldatmış, sonrasında da pişman olmuştu. Ancak bunun öyle olmadığını ilerde görecektim…

[Esra]

Leave A Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir