Sevil-14.Bölüm Başlangıç…

Telefonun sesiyle irkilip uyandım. Küfür savurarak telefona bakmadan açtım.

“Oğlum Mert uyandı! Hastaneye gel!” Ahizeden gelen ses kesilince telefonu kulağımdan çektim…

Mert… Ben şimdi bu orospu çocuğu yüzünden mi uykudan oldum?.. Mert’e sövmeye devam ederken üzerime bir boyazlı kazak geçirdim. (Sivas’ın sabah soğuğu adamı siker siker…) Pantolonu giyerken cama gelen hışırtı ile duraksadım. Perdeyi açtığımda gök yarılmış, boşalırcasına yağmur akıyordu. ‘Ne oluyor lan?’ Diyerek uzun kumaş paltomu alıp dışarı çıktım. Evde şemsiye bile yok! Koşa koşa arabaya bindim. Anahtar… Gözlerim büyürken pantolunun cebinden anahtarı çıkardığımda derin bir nefes aldım.

Hastaneden içeri girdiğimde nemin yaydığı o rezil mi rezil kokuyu aldığım gibi yüzümü ekşittim. Merdivenlerden hızlıca çıkıp odaya girdim. Mert, Mehtap, Zeynep (Nişanlısı) Ahmet ve Şerife oturmuş bana bakıyordu. Hepsine selam verdikten sonra Mert’in yanına gitmek üzereydim ki duvarda yaslanan kişiyi görünce… Bi bok olmadı. Mehtab’ın kızı tam karşımdaydı. Yalnız telefonda gördüğüm için pek etki etmedi. İşte huyumu sikiyim! Anlık lan anlık. Geçen gece gördüğümde ağzımın suyu akarken şimdi bir bok hissetmiyordum.

Kız, sağ ayağını duvara atmış beni süzerken ben de dik dik ona bakıyordum. Gözleri kısılmış, “Kim lan bu? Ne yapıyor?” Diye bakıyordu.

“Bu benim kızım! Adı Nur.” Dedi Mehtap. Elimi uzatıp sıkmasını beklerken orospumuz nihayet elimi tuttu.

“Adını söylemeyecek misin?”

“Nart.” Dedim tok bir ses ile. Kuzey’i samimi, sevdiğim insanlar kullanır. Babam istisna. Dedemin adı olduğu için sürekli bana öyle sesleniyor. (Lan hani dedenin adı Kuzey’di? Demeyin. Götümden attım o FUKARA Kuzey hikâyesini.)

“Çok garip bir ismin var?” Dedi. Annesi gibi kıvrımlı dudaklarını oynatarak.

“Öyle. Çerkezçe!” Deyip elini bıraktım. Nihayet Mert’e döndüğümde gülümsüyordu. Yanına gidip elini sıkacaktım ki “Hoşgeldiniz Üstçavuşum!” Dedi. “Senin Üstçavuşunu!..” Kendimi sıkıp sözün devamını getirmedim. Mert hâlâ gülerken “Abi, şu kelimeden niye bu kadar nefret ediyorsun? Ben Üstçavuş olsam gelene geçene söylerdim!” Dedi. Babası gülerken “O sensin oğlum. Beklerim senden öyle birşey.” Dedim…

Kadınlar odadan çıkınca lafa girdim.

“Ne oldu lan sana?” Dedim. Kafasını hızla yukarı kaldırırken “Kaza yaptım abi!” Dedi. Kafamı “Tamam” anlamında salladım. Mert derin bir nefes alırken hızla oturduğum sandalyeden kalkıp Mert’in önüne geldim.

“Çocuk mu sikiyorsun lan sen!? 10 dakika önce benimleydin o gün! Ne ara nişanlını bırakıp kaza yaptın da ağzın gözün yarrağı yedi!?” Bağırmam şiddetlenirken nihayet konuştu.

“Ab… Abi vallahi benim bir suçum yok! Ben arabamı sürüyordum. Sonra benzinliğe girdim. Zeynep lavaboya gitmişken ben de abur cubur birşey alayım dedim. Ardından 2-3 tane oğla…”

“2 mi 3 mü lan amına koyduğum düzgünce söyle!”

“3! Üç abi… Zeynep tuvaletten çıkınca pür dikkat ona bakıyorlardı. Aralarından kumral bir oğlan, yanındaki arkadaşına el kol hareketi yapıyordu…”

“Nasıl el kol lan?”

“Böyle abi!” Diyerek eliyle oval (Yalnız şimdi Zeynep’te de göt var yani…) şekil çiziyordu.

“Sonra ben duramadım! Arkadan bir tane vurdum. Çocuk yere düştü düşmesine ama hemen geri kalkıp bana vurdu! Adam bir ‘Ne oluyor?’ Falan der abi! Piç hemen karşılık verdi. Bu sefer ben yere düştüm. Ondan sonra da ağzıma sıçmışlar…”

Kafamı iki yana sallayıp düzenli nefes alırken “İyileştiğinde üniversiteye gideceğiz!” Dedim. Mert itiraz etmek istediğinde sike sike kabul ettirdim. Ahmet abi ile tokalaşıp sarıldık. Odadan çıktığımda birşeyler yemek için kantine indim. O sıra öndeki masada bir tane kadın ile oturan Songül’ü gördüm. Dudaklarım yana kıvrılırken sıradan çıkıp arkasından yaklaştım. Arkadaşı bana bakarken Songül’de bakmak için hareketleniyordu. Kafasını çevirmeden önce, dudaklarımı boynuna gömdüm. Songül öptüğüm gibi ürperip ayağa kalktı. Ben gülmeye başlarken Songül beni görüp “Alacağın olsun!” Dedi. Gülerek yanına gidip ellerini tuttum. Kulağına fısıldayarak “Çocuğu düşürmede korkudan!” Dediğim gibi arkadaşına farkettirmeden tırnaklarını elime geçirdi. Yüzümü ekşittiğimde gülme sırası ondaydı.

Dudakları bir oraya bir buraya sallanırken dayanamayıp alt dudağına öpücük bıraktım. Geri çekildiğimde kızarmış bir yüzle karşılaşmayı beklemiyordum açıkçası. Tekrar kulağına eğilip “Ben senin kocanım. Utanma. Çevreyi, insanları, bizi engelleyen herşeye siktir çek! Eğer karımı da öpemeyeceksem burayı sike…” Sikerim diyemeden dudaklarım başka bir dudakla kapandı. Songül’ün beni öpmesi bitince geriye çekildi. Gülen yüzümle “Bak bunu hiç beklemiyordum!” Dedim. Karşılık olarak, tabi sessizce “Bu diğerleri gibi masum bir öpücük değildi! Dediğinde bakışlarını masada oturan arkadaşına gönderdi. Bende baktığımda, kadın başını yana çevirmiş baş örtüsünü düzeltiyordu…

Songül’ün elinden tutarak odasına götürdüm. Sabaha kadar çalıştığı için şimdi eve gidiyordu, gidiyorduk. Kıyafetlerini değiştirmek için odaya girdiğinde ben dışarıda bekliyordum. Duvarın kirişine yaslarken kollarımı birbirine bağlayıp etrafı incelemeye başladım. Bir taraftan bir tarafa koşan insanlar, iyileşip rahat nefes almak için kapıların önlerinde bekleyen insanlar…

Saçlarımı karıştırıp önüme baktım. Susmamı söyleyen hemşire tablosu. “Susuyorum ya amına koyayım?” Dedim sessizce.

“Sana demiyor, konuşanlara diyor.” Yabancı bir ses duymam ile kafamı çevirdim. Orta yaşlarda bir adamın bana bakıp gülümsediğini gördüm. Sertçe burnumu çekip “Sesini kessen iyi olur o zaman ihtiyar?” Dediğimde adam gülen yüz ifadesini kaldırıp homurdanarak gitti. Arkasından gülerken nihayet Songül’ün kapısı açıldı.

Kapının sesi yüzünden bakışlar buraya dönerken Songül’ü kucağıma aldım. Şaşırmış bir ifade ile bana bakarken “Hamile kadınlara karşı zaafım var!” Dedim. “Sen, her hamile kadını kucağına mı alıyorsun?” Dediğinde gülerek “Bazen!” Dedim. Anında da omuzuma yumruğu yedim tabi. Yavaşça koridorda giderken Mert’in olduğu koridora girmiştik. Songül, “Beni indir de içeri girelim!” Dedi. Gerek yok falan desem de ısrar edince mecburen girmek zorunda kaldım. Kapıyı tıklayıp açarken odada aynı kişilerin, özellikle Mehtab’ın olması beni biraz germişti. Ardımdan Songül içeri girince herkes meraklanmıştı. Elinden tutarak “Eşim Songül.” Dedim. Odadakiler boş boş bakarken Ahmet abi lafa girdi. “Nasıl eşin lan? Ne ara evlendin?” Cevap vereceğim sırada Mert araya girdi. “Abi hızına yetişilmiyor! Geçen diğer eşinle parktaydın!” Dediğinde benim gözler açıldı. “Ne diyorsun lan dalyarak! Benim psikoloğumdu o kadın. Yuvamı mı yıkmaya çalışıyorsun amına koyduğum!” Dediğimde Mert’e bir tane geçirmek üzereyken Ahmet abi tuttu. “Oğlum bırak şu gerizekalıyı, ne dediğini kendi de bilmiyor. Boş boş konuşuyor işte…” Bakışları Songül’e döndüğünde “Kızım, sen benim Malımın kusuruna bakma. Ağzı var konuşuyor, ben Kuzey’e kendimden çok güvenirim. Psikoloğuysa doğrudur. Kuzey öyle bir adam değil!” Dediğinde bir nebze olsun rahatlamıştım. Songül elimi daha da sıkı tutarak odadan çıkardı. Kapıyı sertçe örttüğümüzde Songül, “Bu oğlan vallahi malın önde gideniymiş! Arkadaşlar söylemişti de kızmıştım ‘Öyle demeyin!’ Diye. Gerizekalı yüzünden az kalsın korkudan ölecektim!” Dediğinde beni gülme tuttu. Kahkahalar atarak yürürken Songül hiç beklemediğim bir anda beni bir yere itti. Düşmemek için kapıya tutunduğumda hızla üzerime gelerek beni tekrar içeriye itti. Kafamı çevirip baktığımda “Tuvalette ne işimiz var?” Dedim. Cevap vermeden dudaklarıma yapıştığında geriye adımladım. Ne olduğunu anlamadan Songül hızlıca ayağını belime doladığında diğer ayağını da tutup belime sardım. Destek almak için kendimi lavabonun mermerine oturttuğumda Songül’ün öpmesi daha bir şiddetlendi. (Bildiğiniz karşılık veremiyordum aq) Ellerim ile belinden tutarak beni öpmesine izin verirken dudaklarımdan çekilip boynumu öpmeye başladı. Ben sessizce inlemeye başlarken kumaş paltomun düğmelerini açmaya çalıştığında durdurdum ve “Hatun ne yapıyorsun? Hastanenin tuvaletinde olduğumuzu unuttun herhalde? Başına bir bela alacaksın!” Dedim. Dudaklarını büzüp geriye çekildiğinde rahat bir nefes aldım. Düğmeleri iliklerken Songül yanıma gelip elimden tutarak en sondaki kabinin içine girdik. Ben, ne oluyor? Diyemeden Songül dudaklarıma tekrar yapışıp öpmeye başladı. Bu sefer anında karşılık verirken elleri ile pantolonumun kemerini çözüyordu. Songül’ü duvara sıkıştırıp demin beni sertçe öptüğü şekilde öpmeye başladım, tâ ki boxerımın içine giren sıcak bir elle… Dudaklarımı çekip kesik kesik inlerken Songül beni klozete oturtmuştu. (Böyle yazınca hiç masum durmuyor…) Boxerı yavaşça çıkarırken (Fizik kurallarını sikmiyorum. Götümü kaldırıyorum bu arada.) Oğlumun başı, “Sadece Başı” dışarı fırladığında Songül boxerı çıkarmayı bırakıp dilini, zonklayan başımın üstüne bastırdı. Gözlerimi kapatıp kendimi tamamen Songül’e bıraktım. Elini yanağımda hissettiğimde elimi kaldırıp tutarak dudaklarıma götürdüm.

“Acı çektirme bana?..” Dediğimde aletimin başı sıcacık bir eve girdi… “Oo.. Oohhh Songül!” Diye inlediğimde daha da aşağıya kaymaya başladı. Sesli inleyipte hastanede rezillik çıkarmamak için elimi yumruk yapıp işaret parmağımın üstünü ısırmaya başladım. Songül, yavaşça aşağı inip yukarı çıkarken benim zevkten gözlerim kayma noktasına geldi. Songül muhteşem saksonuna devam ederken kapı açılma sesiyle duraksadık. Yarrağım, Songül’ün ağzında dururken ela gözlerini bana dikmiş bakıyordu. İşaret parmağım ile “Ses çıkarma!” Yaparken artık şans mıdır yada cenabetlik midir bilinmez kadın YÜZ TANE kabin arasından geldi bizim kapıyı zorluyor. (Ta senin ananı sikeyim) Songül hızla kendini çekip “Dolu!” Diye seslendi. Kadın, “Pardon!” Deyip yandaki kabine girdiğinde benim şevkim kırıldı. Kulağına eğilip “Yakalanmadan çıkalım şuradan!” Dediğimde kafasını sallayıp ayağa kalktı. Üstünü başını düzeltirken ben de kendime çeki düzen verdim. Kapıyı aralıklı olarak açtığında eli ile “Gel!” Yapıyordu…

Nihayet birileri gelmeden çıktık. Lavabo boş duvara baktığı için görünürde kimse yoktu. (Eğer biri görse Sivas’ta ikinci İsa vakası gerçekleşir amına koyayım) Kapıyı kapatıp Songül’ün elinden tutarak hastaneden çıktım. Yağmur kesilmiş, azıcık çiselerken arabaya doğru yürüyorduk. “Neydi bu?” Diye sorduğumda kafasını çevirip bana baktı. Dudaklarını ısırırken işveli şekilde bakıyordu. Yürümeyi bıraktım ve ellerimi tuttuğum ellerinden çekerek sırtının çukurunda birleştirdim. Öne doğru baskı uyguladığımda ben de kendimi öne attım. Vücutlarımız tek olurken dudaklarımı dudaklarına kapadım. Songül, anında karşılık verirken ayrı bir güzel öpüşüyordu. Hiç acele etmeden öpüşürken Songül benden önce davranıp dilini içeri itti. İlk defa birisi öpüşme konusunda benden önce ve ateşli olduğu için titremek zorunda kaldım. Songül ellerini boynuma dolayıp kendine daha bir bastırınca nefesim kesildi. Pantolonu üzerinden oğluma baskı yaparken ‘Ulan bu değil miydi “İnsanların arasında utanıyorum!” Diyen? Ne ara böyle oldu bu?’ Diye düşünmeden edemedim. Nitekim yanımızda yalancı bir öksürük (Anladınız işte amına koyayım) duyduğumda mecbur bakmak zorunda kaldım. Bizim yaşlarda genç bir adam ve kadın bize bakıyordu. Bu arada Songül’e baktığımda, dudaklarımı çektiğim için dik dik bana bakıyordu. Dünya’dan bir haber halini görünce bakışlarımı tekrar genç çifte çevirdim. Tam lafa başlıyacaktım ki arkadan annem ile babamı görünce kalbim götümden atmaya başladı. (Hayır, niye durduk yere yalan söylüyorum ki? Süzme gerizekalıyım… Şimdi gel de Songül’e söyle anamın, babamın yaşadığını…)

Ben içimden dualar okurken çok şükür ki beni görmeden geçip gittiler. (Mert, senin ananı da yengeni de kuzeni…)

“Anlıyoruz, gençsiniz fakat ortam pek müsait değil!” Oğlanın cırtlak, otostop Hamdi sesini duyunca yüzümü buruşturdum. Daha sonra söylediği kelimeler aklıma takılınca “Biz genciz de sen nesin dal…” Diyemedim… Çünkü Songül benden HIZLI davranıp “Kusura bakmayın!” Dedi ve elimden tutarak çekiştire çekiştire hastanenin ön girişine getirdi. Duvarın köşesine yaslanıp bana bakarken telefonum çaldı. Cebimden çıkarıp baktığımda “Aha yarrağı yedik!” Dedim, dişlerimin arasından.

“Efendim Esma?” Ahizeden ses gelmeyince “Alo?” Diye üstledim tekrar. “Yanlış zamanda mı aradım?” Dediğinde “O nasıl söz?” Diye çıkıştım. Nasılsın, ne yapıyorsun? Faslı da bittiken sonra markette alış veriş yaptığını fakat servis ile bir sıkıntı çıktığını söyledi. Bende “Tamam ben gelirim.” Diyerek kapadım. Songül “Hayırdır?” Dediğinde “Esma aradı. Hani geçen gelmişti ya? Orta yaşlı bir kadın!” Dedim. Kafasını olumlu anlamda sallayınca durumu açıkladım. İstersen gelme, seni eve bırakırım. Desem de Songül benimle gelmek isteyince arabaya binip marketin yolunu tuttuk.

Marketin içinde Esma ve çocuklarını ararken nihayet oğlunun sesini duydum. “Mehmet!” Diye seslenince koşa koşa gelip kucağıma atladı. (Çok temiz yürekli, sevecen bir çocuk lakin bu dünya bu çocuğu çok pis harcar!) Kucağımda Mehmet ile şakalaşırken Esma’da ortaya çıktı. Hızlıca yanımıza geldiğinde bakışları Songül’e kitlendi. “Esma, bu benim kız arkadaşım Songül! Songül, bu güzeller güzeli kadın da benim en yakın arkadaşım Esma!” Dedim. (Eğer Esma’ya, Songül benim karım! Deseydim yatırır sikerdi. Çok tutucu ve dinîne bağlı bir kadındır. Evlenmeden yapılan ilişkiyi, Allah’a kafa tutmak olarak algılıyor. Yani; Yaşadığımız çevre siktiri boktan bir yer olduğu için ben çoktan alıştım.) Songül gözlerini bana dikmiş bakarken kaş göz işareti yaparak Esma’yı gösterdim…

Nihayet Songül, Esma’nın elini öptüğünde ortamdaki gerginlik biraz olsun azalmıştı. Market arabasının içindekileri dışarıya çıkarıp arabanın bagajına koydum. Akabinde de arabaya binip önce eşyaları bırakmak için Esma’nın evine daha sonrada öğle yemeği yemek için lokantaya (Vallahi restorant yazacağımda… Restoran ile lokanta arasında ne fark varki lan?) girdik. Yemekleri sipariş edip beklemeye başladık. Ben çocuklarla oyun oynarken Esma lavaboya gitti. Gittiği gibi Songül masada duran elime dokundu. İçimden, ‘Kesin sikecek beni!’ derken kafamı kaldırıp baktığımda oldukça sevecen bir şekilde bana bakıyordu. Karşılığında ben de gülerken ellerini tutup kısık şekilde “Songül, Esma çok tutucu bir kadın! Şimdi sana birşey söyler, bir hareket yapar dayanamam iki tane çakarım Esma’ya! Çocukları falan da var… Kan çıkar anlayacağın?” Dedim. Gülen yüzü süratle kesilirken “Hele öyle birşey yap, bak ne yapıyorum sana!” Dedi. Benim gülmem daha da büyürken “Hayattaki tüm şansımı seni (Sikerek) bularak harcadım herhalde kadın. İşin en can alıcı yanıda, birgün bu yanımızda duran küçük sıpalar gibi çocuklarımızın olacağı zamandır.” Dedim.

Songül’ün ağzı bir şey söylemek için açılırken kendimi öne atıp dudaklarını öptüm. Songül, tuttuğum elini çekerek yanağıma koydu. “Kadın gelecek… Hem… Ne malum benim başka bir çocuk isteyeceğim?” Dediğinde kulağına eğilerek “Senin gibi bir kadının genlerini geleceğe taşımak benim görevim! Kusura bakma ama ben ‘Tamam’ diyene kadar çocuk yapacağız.” Dedim. Songül kısık şekilde gülerken yanağını sakallarıma sürtmeye başladı. Ne kadar böyle durduk bilmiyorum ama en son Esma’yı gelirken görüyordum. “Esma geliyor.” Dediğimde kendini geri çekecekti ki kolundan sıkıca tutup “Ne Esma, ne de bir başkası zerre sikimde değil! Kimse bize karışamaz Songül.” Diyerek şakağını öptüm. Esma’da masaya otururken yemekler gelmişti…

Yemek yerken Esma’ya durumunu sormuştum. “Buna da şükür.” Dediğinde yemek yemeyi bırakıp “Sen benimle gelsene bir!” Diyerek kolundan tutup dışarıya götürmüştüm. Kapıdan çıktığımız gibi “Ne demek lan buna da şükür?! Çoluklu çocuklu kadınsın! Ne kadar alıyorsun sen?” Diyerek dibine girdim. Sinirle bana bakıp “Sen kaç yaşındasın ki bana hesap soruyorsun?! Utanmıyor musun annen yaşındaki kadına bağırmaya? Düşmez kalkmaz bir Allah. Herkes kendisine verilen kaderi yaşar Kuzey. Kimseye borcum yok, kimseye muhtaç değilim. Bana Rabbim yeter!” Dediğinde cinnet geçirmeme ramak kalmıştı. “Yarrağımı yeter! Sen 1 gün çalışma bakalım, o sevdiğin rabbin sana yardım ediyor mu? Hani diyorsun ya, ‘Kaderimizi Allah’ın istediğine göre yaşarız’ diye. Ben o kuralı sikip attım! O içerideki kadın da sevgilim falan değil, karım! Karnında da benim çocuğum var!” Esma’nın gözleri büyürken sözlerime devam ettim. “Ne dersen de Esma. İster zina ettin de ister günahkar olmuşsun de. Bunlar benim zerre umrumda olan şeyler değil. Asıl hayatı ben yaşıyorum! Bunu da kendim çizdim! Ne bir başkası, ne de kendisini üstün gören bir varlık. Bak bana! Param var, rahatım. Derdim tasam yok! Çünkü ben kendimi gerçek hayata adadım! Senin gelip geçecek gözüyle baktığın dünyanın gittiği falan yok ulan! Aç şu gözünü artık! Kurbanın olayım, Allah’ı çok sevdiğin için mi bu kadar acı çekiyorsun? Ulan sana razı gördüğü kadere bak! Seni hırpalayan, zerre sevgi göstermeyen bir adamla evlendin. 2 tane çocuk doğurdun, hâlâ yaranamadın kocan olacak o orospu çocuğuna! En son boşandın, ama ne değişti? Hâlâ tokadı yiyen kadın aynı! Kocan yerine rabbin vuruyor bu seferde!” Ciğerlerim patlarcasına bağırırken Esma dolu gözlerle bana bakıyordu. Derin bir nefes alıp ellerine uzandım. Alnından öpüp “Lütfen, tamam kendimi düşünmüyorsun ama çocuklarını düşün. Beni düşün, değer veriyorum sana. Önemlisin benim için. Lütfen Esma, inat etme artık? Tekrar yanıma gel.” Dedim. Esma’nın gözünden bir damla yaş aktığında umutlandım. Ellerini benden kurtarıp gözyaşlarını sildi.

Buğulu gözlerle bana bakarken “Şimdi yemeğimizi yiyoruz. Sonra da benim eve gidip orada kalacağız. Yarın de sana güzel bir daire tutacağız, asla üzülmeyeceksin, mutlu olacaksın. Hem sen hem çocukların rahat olacak. Bir dediğin iki olmayacak. Hem annemler de geldi. Seni zaten ne kadar sevdiklerini biliyorsun. Babam ile konuşur hallederim.” Dediğimde yüzünden yaşlar akmaya başladı. Zorla çıkan sesiyle “Ben di… dilenci değilim…” Dediğinde, artık başka çare kalmadı diyerek hızla dudaklarına yapıştım. Esma olayın şokuyla burnunu hızlıca çekerken ellerim ile belinden tutup teras duvarına dayadım. Dudaklarımı hareket ettirmeden öylece bekliyordum. (Yani öpüşme denmez aslında) Kendimi geri çektiğimde Esma öyle bir bakıyorduki…

Tepki vermesine fırsat vermeden tekrar dudaklarına uzandım. Dudaklarını öptüğüm gibi gözlerini sıkıca kapatırken dudaklarından boynuna kaydım. Yavaşça yukarıya hareketlenirken kulak memesini dişlemeye başladım. Tabi Esma’nın bana tokat atacağını düşünmemiştim. Tokat attığı gibi teras katına insanlar da çıktı. Esma’ya baktığımda dudakları titrerken yanımdan hızlıca içeriye kaçtı. Ben sinirden dişlerimi sıkarken hiç olmayacak zamanda kendini ‘Kahraman’ sanan bir dallama yanıma gelip elini omzuma attı. “Hayırdır?” Diye sorduğunda kendimi kasarak “Birşey yok.” Dedim. İçeriye gitmek için hareketlendiğimde kolumu tuttu. ‘Vurma oğlum. Vurma. Başını belaya sokma. İçeride Songül var…’ Diyerek kendimi telkin ediyordum. Kolumu kurtarmak için yukarı çektiğimde koluma baskı yapınca “Lütfen, içeride arkadaşım var. Sadece biraz tartıştık. Dediğimde adam kolumu bıraktı. “Bir daha olmasın genç!” Dedikten sonra kafamı sallayıp içeriye geçtim. (Hayal aleminde yaşamıyoruz. Ben adama orada çöksem, polisti kavgaydı… Ölme eşşeğim ölme.) Kendi masamıza doğru giderken iyiki masa uzaktı da sesleri Songül duymadı!

Songül ve Esma masada otururken ben de kendi yerime geçtim. Esma ağladığını belli etmemek için konuşmazken arada bir gözlerimiz kesişiyordu…

Arabayla Esma’yı eve bıraktık. Bir ihtimal poşetleri bırakırken konuşurum desem de, Songül’ün de bana yardım etmesiyle plan sıçtı. Arabaya binip Songül’ü eve bırakırken “Esma ile ne konuştun?” Dediyse de “Boşver.” Diyerek konunun uzamasına müsaade etmedim. Songül eve giderken benim gelmeme biraz bozulmuştu. “Zaten yorgunsun, ben seni uyutmam!” Diyerek ayrılmıştık. Ben gazı köklediğim gibi soluğu Esma’nın evinde aldım. Kapının zilini çalarken sonunda kapıyı açmıştı. Beni görünce gülen yüzü anında solarken benim yüzüm gülmeye başladı. “Beni mi düşünüyordun?” Dedim içeriye girerken. Kapıdan geri geri çekilirken ensemi kaşıyıp “Konuşmamız gerekiyor kadın!” Dedim. Esma yüzünü benden kaçırırken ben oturma odasına doğru gidiyordum. Kendimi tekli koltuğa bırakıp Esma’nın gelmesini bekledim…

Esma karşımda sus pus olmuş şekilde otururken “Yüzünü bana çevir!” Diye seslendim. Sanki bu anı bekliyormuş gibi bakışlarını bana çevirdi. Göğsümü öne itip ellerimi birleştirdim. Dikkatlice bana bakarken lafa girdim. “Bak şimdi Esma. Ben seni ilk gördüğüm andan itibaren etkilenmiştim.” Gözleri aynı lokantada olduğu gibi büyürken gülümseyip devam ettim. “İlk başta kendimi dizginlemek çalışsam da görüldüğü üzere pek başarmış sayılmam! Şimdi hayatım! Songül’ü çok seviyorum. Fakat herşey gibi bu da gelip geçici. Bir zaman sonra birbirimizden sıkılacağız. Ben monotonluktan nefret eden bir insanım. Şimdi… Asıl mesele ise, senin bu evlilikte oynayacağın rolün.” Sırtımı dikleştirip “Benim metresim olacaksın.” Dedim. Dediğim gibi hızla ayağa kalkmaya çalıştığında ayağımın dibinde duran zigon sehpaya tekme atarak “Sikerim seni de, tribini de lan! Otur şuraya!” Diye bağırdım. Esma ‘GERÇEK BENİ’ gördüğü için tutulup öylece kaldı. Sinirle dişlerimi sıkıp “O koltuğu senin amına sokarım! Otur lan oraya!” Diye gürledim. Esma emrimi ikiletmeden yerine getirdiğinde artık elime öyle bir düşmüştü ki…

Ayağa kalkıp pantolonumun cebimdeki paketi yavaşça Esma’ya fırlattım. Kendimi cam komidinin kirişine yaslarken “Aç o paketi.” Dedim. Esma korku dolu gözlerle bana bakarken “Aç lan o amına koduğumun paketini!” Diye bağırdım. Yerinde sıçrarken titreyen elleri ile paketi açıp hızla bana döndü. Gözleri dolarken ben gülümseyerek “Ben sana şans verdim. İnan bana eğer sabah teklifimi kabul etseydin şuan bunların hiçbiri olmazdı… Ama bizim gururlu orospumuz ne yaptı?!” Hızlı adımlarla yanına gidip sertçe çenesini tutup gözlerimin içine bakmasını sağladım. “Bana siktir çekti.” Elimi daha sert sıkıp acıdan inlemesini sağlarken “Bana!” Diye bağırdım. Esma hıçkırırken elini kaldırıp yanağıma koydu. “Ku… Kuz…” “Kes lan sesini! Kuzeyin de seninde amına koyarım! Bu saatten itibaren Kuzey yok lan! Ben, artık senin sahibinim! İster sikerim, ister döverim istersem de siktiririm! İnsan gibi yaklaşalım? YOK! Cömert davranalım? YOK!” Kafasını ileri atıp koltuğa çarpmasını sağlarken tekrar sırtımı dikleştirdim. “Kalk lan ayağa.” Dedim oldukça sakin bir sesle. Esma artık korkudan ne bok yiyeceğini bilemezken kolundan sertçe çekip ayağa kaldırdım. Korkudan titrerken koltuğa uzanıp sigaramı aldım. İçinden bir dal çıkarıp tekrar koltuğa attım. Çakmağımı çıkarıp Esma’ya uzattım. Ne yapacağını bilemez halde dururken bu amsalak hali beni çok sinirlendiriyordu. Gırtlağını sıktığımda gözleri irileşip elleri ile elimi tutmaya çalışıyordu. “İndir lan elini!” Dediğimde beni sanki hiç duymamış gibi davranırken sıktığım boğazını daha çok sıkmaya başladım. Esma garip sesler çıkarırken tekrar “İndir lan o sikik elini!” diye bağırdım. Başka çaresi olmadığından ellerini indirdiğinde elimi boğazından çektim. Esma hızlı hızlı nefes alıp elleri ile boğazını tutarken kolundan tutup çocukların kaldığı odaya götürdüm. Kapıyı yavaşça açtığımda çocukların ikisinin de uyuduğunu gördüm. Esma’ya döndüğümde kendi derdini unutmuş bir çocuklara bir bana bakıyordu. Ellerim ile belini sarmalarken “İşte sana aşık olduğum nokta bu! Evlatlarını görünce kendini unutuyorsun, tüm derdin onlar oluyor. Bende senden bunu istiyorum! Beni gördüğün anda köpek gibi ayaklarıma yatacaksın, evlatların herzaman ikinci planda olacak. Senin için varsa yoksa Sahibin. Yani ben! Eğer beni birinden daha çok seversen seni de çocuklarını da ormana götürür diri diri gömerim!” Beline sardığım elimi sıkarak “Yüce Allah’a yemin ediyorum yaparım! Hem ‘Allah kaderimize ne yazarsa onu yaşarız!’ Demiştin. Senin kaderinde sahibine kölelik etmek varmış. İstersem karım, istersem kölem, istersem metresim olacaksın! Rabbin için 5 rekat namaz kılacaksan bi 5 rekat da benim için kılacaksın!.. Tamam mı?” Dediğimde hızlıca ‘Olur’ anlamında başını salladı. Sertçe saçlarından asıldığımda acıdan inlememek için ellerini ısırmaya başladı. “Bana kurtulmak için tamam deme lan! Köpeğim olacağın için tamam de!” Dediğimde “Tamam. Tamam. Nolursun dur artık! Kurbanın olayım dur, ne istersen yapacağım yemin ederim yapacağım Ku…” Duvara doğru fırlattığımda sırtını çarpıp acıyla inledi. Gırtlağını sıkıp “Bana sadece insanların yanında adım ile hitab edeceksin! Biz bize olduğumuzda kocam diyeceksin!” Dedim. Yanaklarındam gözyaşları akarken “Tamam! Tamam kocam!” Dediğinde dudaklarım memnuniyetle kıvrıldı. “Lan amına koduğum, bulmuşsun benim gibi yakışıklı adamı, daha niye trip atıyorsun? Yat hemen altıma iş bitsin.” Dedim alayla. Esma sessizce ağlarken kolundan tutup tekrar oturma odasına getirdim. Kendimi yine aynı tekli koltuğa atarken “Soyun.” Dedim gayet kibar bir şekilde. Esma kafasını olumsuz anlamda sallarken “Soyun yoksa çocuklarını uyandırır gözlerinin önlerinde sikerim annelerini!” Dedim. Esma artık kendini kaybetmiş şekilde ağlarken ayaklarıma kapanıp birşeyler gevelemeye başladı. Bıkkınlıkla nefes alırken saçlarından tutup yüzünü tekrar bana baktırmaya zorladım. Gözlerinin içi puslu halde dururken “Soyun, hemen.” Diye yineledim emrimi. Esma yavaşça ayağa kalkarken bana bakmıyor odanın boş bir tarafına bakarak bluzunun fermuarı ile oynuyordu. “İlham mı bekliyorsun amcık? Açsana şu fermuarı!” Diye bağırdığımda koşarak antreye kaçtı. Arkasında kahkaha atarken onu takip ediyordum. Dış kapıyı zorlarken “Benden habersiz biryere mi gidiyorsun kadınım?” Diyerek cebimdeki dış kapının anahtarını sallıyordum. Esma bomboş şekilde bana bakarken yavaş adımlarla yanına doğru gidiyordum. Tabi Esma çığlık atmak istese de şok yüzünden bir sik yapamıyordu. “Karabasan geldiğinde bağıramazsın, yardım isteyemezsin aşkım. Sadece sana basar, istediği zaman da gider!” Dedim kahkaha eşliğinde. “Ben de senin karabasanın oldum. Tabi bambaşka yerlerine basacağım doğru ama… Ne bileyim, AMAbasan pek ahlaklı bir tez olmaz.” Diyerek yanına vardım. Dağılmış, yüzünün önüne düşmüş saçlarını kulağının arkasına sıkıştırırken “Hep seni arzuladım. Songül veya bir başkası sadece piyon. Sen benim vezirimsin kadın. Bende senin şahınım! Şah olmadan vezir neye yarar?” Diyerek bluzunun fermuarını indirdim. Omuzlarından çekerek bluzu ayak bileğine düşürdüğümde çok nazik bir şekilde kucağıma alıp yatak odasına götürdüm. Tabi kucağımda götürürken elleri boynuma dolanmıştı. ‘Kabulleniş sendromu…’ Odanın kapısını Esma açarken artık tamamen teslim olmuştu. Aynı yavaşlıkta yatağa bırakırken yanına kıvrıldım. Dudaklarımı boynuna gömdüğümde gözlerini sıkıca kapadı. “Gözlerini aç.” Dediğimde yavaşça aralandı. Yavaşça üzerine çıktığımda burnumu burnuna sürtüyordum. Esma direk gözlerimi bakarken burnunu öpüp gülümsedim. “Sen de beni soy.” Dediğimde “Allah seni kahretsin! Annen yaşındaki kadına bunu yapmaya utanıyor musun? Kansız şerefsiz! Sen annenede mi böyle yapıyorsun! Haysiyetsiz it! Baban nere sen nere?! Allah’ım yardım et, al şu şeytanı başımdan!” Diye çığlık atarken ben sadece gelmekle yetiniyordum. “Beni uğraştırma kadın.” Dedim sabrımın son sıralarında. Gözlerim göğüslerine kaydığında huysuzca kıpırdandı. Elimi arkaya atıp kopçayı açmak için uğraşırken Esma hiç beklemediğim bir anda kasıklarıma tekme attı. Ben acıyla kendimi yana devirdiğimde hızla üzerime çıkıp tırnaklarını yüzüme batırmaya çalışıyordu. “Amına koyduğumun kadını!” Diyerek boştaki elimle çok sert bir şekilde yumruk savurdum. Esma acıyla yere düştüğünde hızla üzerine çıkıp sağlam bir tokat patlattım yanağına. Südyenini yırtarcasına açarken büyük göğüslerini ellerimle ezmeye başlamıştım. Esma’nın burnundan kan akarken “Orospu çocuğu!” Diyerek kolundaki saat ile tam kaşımın bulunduğu yere vurdu. Ellerimi aceleyle kaşıma götürürken Esma altımdan kaçıp odada duran siyah saksıyı eline aldı. Gülerek ayağa kalktığımda hafif sendelesem de yatağa tutunarak dengede durdum. Esma “Çık git evimden!” Dediğinde kollarımı iki yana açıp “Seni evire çevire sikip köpeğim yapacağım! Yarak diye kudurucaksın amına koyduğumun kahpesi! Ne kadar diretirsen diret o amını paramparça yapacağım!” Diyerek üzerine yürümeye başladım. Esma saksıyı üzerime fırlatıp cama koşmaya başladı. Saksıdan kolayca kurtulup Esma cama ulaşmadan ağzını kapayıp yüzüstü yatağa fırlattım. Toparlanmasına fırsat bırakmadan arkasına geçtim. Hızla giydiği dantelli iç çamaşırını çıkarıp elimi amına attım. Bütün itiş kakışma bitmiş aynalı kıyafet dolabının aynasından birbirimizin gözlerine bakıyorduk. Ensesine bir öpücük bırakıp aşağıya doğru kaymaya başladım. Sırtına küçük küçük öpücükler koyarken tüyleri ürperiyordu. Bel çukuruna geldiğimde yalamaya başladığımda Esma anlaşılmaz bir ses çıkardığında o güzel kalçalarına inmiştim. Ellerim ile karpuz gibi götüne ayırıp avuçlarken içimdeki isteğe mani olamayıp mercimek büyüklüğündeki göt deliğine dilimi soktum. Esma’nın beli yay gibi gerilirken “Ayyy!” Diye çığlık attı. Kendini reflesk olarak öne attığı için elimden kurtulmuştu. Sırtüstü yatakta uzanırken “Gördün mü seksin ne olduğunu? Sabahtan beri sana bunu göstermek için götümü yırtıyorum! Kendini bana bıraksan sana hayatı yaşatacağım ama bir türlü yapamıyorsun. Bak Songül’e, ne kadar mutlu. Çünkü sahibi onun yanında. Kır zincirlerini, yık duvarlarını.” Yavaşça Esma’nın üstüne giderken “Hayatında neyden zevk aldın Esma?” Yavaşça üzerine eğilirken dudaklarını öpüp geri çekildim. “Bundan aldınmı?” Eğilip boynunu öptüğümde yatağın çarşafını çekiyordu. “Peki bundan?” Dediğimde gözlerini gözlerime dikti. ‘Teslimiyet, yasak elmanın verdiği haz, pişmanlık, korku… (Bunları göze bakarak mı söyledim aq?) Herşey vardı orada…

Dudaklarımı, dudaklarına ramak kalacak pozisyona getirip “Öp hadi…” Dedim. Esma sertçe yutkunurken adem elması oldukça belirginleşmişti. İşaret parmağım ile boynunda çizgiler çizerken arzudan kıvranıyordu. Tabi farkında olmadan kasıklarıma baskı yaptığı için bizim oğlan isyan bayrağını çekiyordu.

“Hadi… Öp…” Deyip ağırlığımı Esma’ya verdiğimde dudaklarından ağlama sesi gibi ses duydum. Pantolon üzerinden baskı yaparak vajinasına çörekleniyordum. Fırça çeker gibi gel git yapmaya başladığımda Esma’nın ağzı açılıp kapanıyor, sıktığı çarşafı daha sert sıkıyordu. “Öp, öp artık…” Dediğimde ellerini yanağıma atıp sertçe dudaklarını dudaklarıma kapadı. Boğultulu şekilde inlerken sürtünmeyi bırakmıştım. Esma sadece dudaklarımı öperken oldukça TECRÜBESİZ (Amına koyayım herkes bunu yazıp duruyor, sanki kendilerini öpüşme uzmanı.) Olduğu belliydi. Kadın, KADINLIĞI yaşayamamış ki amk? Evlendirmişler dallamanın biriyle…

Baktım böyle olmayacak, önce dudaklarımı çektim. Daha sonrada ben öpmeye başladım. Dudaklarını yavaşça ezerken dilimi ağzının içine itmeye başladım. İlk defa yaşadığı bu olay, ‘Tecavüz denmez aq. Zaten tecavüz, taciz hikayeleri yasak. Yarın kapıya polis dayanmasın. Ben sadece kilitli kutuyu açan Allah’ın aciz bir kuluyum.’ Karşısında dumura uğrayan Esma, ellerini bile koyacak yer bulamıyordu. (Çarşafın amına koydu bu arada…) Ellerimle ellerini tutup sırtıma attım. Ne yapacağını anlamış gibi ellerini sırtıma atıp baskı yaptı. Dilim ile dudaklarını, ağzını talan ederken sağ elimi amına attım. Dudakları kapalı olduğu için tam inleyemese de hoşuna gittiği sırtıma batan tırnaklardan belliydi.

Amının dudaklarını iki yana ayırıp kapatırken 2 parmağımı yavaşça amının içine ittim. Dudaklarını çekip “Ohhh… Ohhh… Ohhhh…” Şeklinde inlerken orgazmın doruğuna çıkartmak için kendimi aşağı atıp dudaklarımı ayırdığım amına bastırdım. Esma “Ahhhh!” Diye çığlık atarken ben kafamı deli gibi hareketlendirip Esma’yı delirtiyordum. Çok geçmeden kutsal an geldi. Esma önce belini yay gibi gerdi, daha sonra bacaklarını sıkıca kapayıp beni amı ile arasında sıkıştırdı. Dudaklarımı çekip hızla 2 parmağımı amına sokup çıkarmaya başladığımda Esma işer gibi boşalmaya başladı…

Bacakları arasında sıkışıp kaldığım için bütün sıvıları yüzüme akmıştı. Haliyle Esma’nın da halini göremiyorum.

Nihayet Esma’nın krizi geçmiş, biraz olsun rahatlamıştı. Hemen kafamı kurtarıp yüzümü sildim. Esma bacaklarını kırmış, hızla nefes alıp veriyordu. Zaten kendine gelmesi zaman alır diyerek banyoya girdim. (Ev zaten göt kadar. Banyo belli yani…) Yüzümü yıkayıp tekrar yatak odasına girdiğimde Esma bıraktığım gibi duruyordu. Gülerek yanına oturdum. Kafasını çevirip bana baktığında çok içten şekilde gülümsüyordu. Göz kırpıp alnına öpücük kondurduğumda “Demin saksı ile beni öldürmeye çalışıyordun?” Dedim. Esma kıkırdayıp “Hayvan gibi üstüme geliyordun, beni öldüreceksin sandım!” Dedi.

Şimdilik öyle bir niyetim yok. Seninle daha dünyayı yaşamak var. Güzel kadınsın, kendine biraz baksan 20’lik genç kız gibi olursun!” (Yalan yok. Esma’yı koy ‘Mature’ kategorisine bak neler oluyor…)

Eğilip dudaklarını öperken göğüsleri ile oynuyorum. Dudaklarımı çekip sağ göğsüne attığımda eli saçlarımda gezinmeye başladı. Göğüs uçlarını ısırıp bırakırken bir diğerine uzanıyordum… İki göğsünün de uçlarını morartana kadar emdiğimde “İçine gireceğim…” Diye fısıldadım. Esma dudaklarını ısırıp başıyla beni onaylarken üzerinden çekilip önce üzerimi sonra da pantolon ve boxerı çıkarttım. Esma aletimi görmek için dirsekleri üzerinde dururken sikimi kökünden kavrayıp Esma’nın üzerine oturdum. Dirseklerini indirip yatağa düşerken kocaman memelerini sıkıp ortada birleştirdim.

Memelerinin arasını tükürüp yarrağımı sıcak mı sıcak araya yerleştirdim. “Ağzının aç, dilini dışarı çıkar.” Dedim titreyen sesimle. Esma dediğimi yaptığında sikimi ileriye iterek memelerinin arasından kayıp sikimin kafasını diline değdiriyordum. “Ohhh!” Diye inlerken hızlanmaya başladım. Memelerini sıkıca tutarken am siker gibi gitgel yapıyordum.

Eski yataktan gıcırtılar gelirken memelerinden “Pat Pat!” Şeklinde sesler geliyordu. Esma dizlerini kırıp kalçama dayadığında sikimi memelerinden çekip diline sürtmeye başladım.

Esma “Imhhh!” Diye inlerken sikimin kafasını ağzının içine ittim. Esma gözlerini kapayıp ellerini göğüslerime dayadı. Ağzını yavaşça kapatırken dudakları arasında ezilen sikimi gördükçe gözlerim kararıyordu.

“Esma, sigarayı içine çeker gibi çek!” Dediğimde sikimin vantuz gibi çekildiğini, hatta ruhumun sikimden kayıp gittiğini hissettim. (Şerefsizim yalan söylemiyorum. Kafayı yiyecek gibi oluyorsun, elin ayağın boşalıyor aq…) “Ahhhhh, noluyor amı… koyayım…” Dediğimde Esma’nın elleri kalçama inip kendine doğru bastırmaya başladı. “Lan ben sana ilkleri yaşatacağım, sen bana değil!” Diyerek gülmeye başladım.

Gülmem, yarrağımın yarısı Esma’nın ağzına girdiğinde kesildi. Nefesimle birlikte. “Aaoohhh! Esma dur. Dur amına koduğumun karısı!” Diyerek sikimi ağzından çıkarmaya çalışıyordum. (Sikim, çok tatlı bir şekilde sızlıyordu fakat çekmesem zevkten sikime kramp girebilirdi.)

Kendimi kurtarmaya çalışırken Esma’nın götümde duran elleri buna karşı çıkıyordu. Esma tekrar havaya içine çeker gibi yapmaya başladığında benim götümden bir titreme yayıldı, ama ne yayılma…

“Aaaaahhh! Diye bağıra bağıra Esma’nın ağzına boşalmaya başladım. Gözlerim kapanıp ciğerlerim sıkışırken kendimi can havliyle yatağın yanındaki cama attım. Camı nasıl açtım bilmiyorum ama ciğerlerime dolan havayla Allah’a şükür ettim. (Şaka maka Saksodan gidiyorduk. Vay amına koyayım.) Rahat nefesler alırken havanın soğukluğu çıplak göğsüme batıyordu. Camı kapatıp yatağa baktığımda Esma yoktu. Banyoya gitmiştir diyerek oturma odasına gidip bir dal sigara aldım. Çakmağı bir türlü bulamazken mutfağa gidip ocaktan yaktım amk.

Orgazm sigaramı yavaşça, işleye işleye içerken dal taşak yatağa yattım. Sağ kolumu başımın altına yaslayıp gülerek sigaramı içiyordum…

Bir çocuk sesi duyduğumda sigara içmeyi bırakıp sese odaklandım. Ulan bu çocuk sesi Esma’nın veletlerinden gelmiyorki? Deyip hızla kapı deliğine koştum. Benden biraz büyük, Esma’dan ise küçük duran bir kadın ile sarışın küçük bir kız çocuğu görmem ile boxerı ve kazağımı giyip pantolonumu elime aldım. Camı açıp aşağı baktığımda küçük bir çatı gördüm. “Mimar, başka zaman olsa senin yapacağın evi sikeyim derdim ama şuan yarrağını öpeyim kardeşim!” Pantolonu yavaşça eski püskü mavi yorganın üzerine bıraktım. Vallahi mavi yorganın orada ne bok yediğini bende bilmiyorum. Ama Allah’ın yüzüme güldüğü kesin! Kendimi yavaşça camdan dışarı çıkardım. Mermere tutunarak ayağımı duvarda oluşan göçüklere koya koya indim. (Artvin’in siktiri boktan kayaları sağolsun, tırmana tırmana dağcı olmuştuk amına koyayım.) Pantolonu hızlıca giyip küçük çatıdan aşağıya atladım.

Allah’ın siktir ettiği yer olduğu için kimse göremedi.

Arabaya doğru giderken aklımda o kadının kim olduğu dönüyordu. Esma’nın tanıdığı olduğu çok belliydi çünkü delikten baktığım sırada kadın kapının kilit yerinden anahtarı çıkarmaya uğraşıyordu. Bir tek sigarayı ve paltoyu unutmuştum… Sigara neysede palto sıkıntı yaratabilir mi, onu düşünüyordum. Pantolonun cebinden anahtarları çıkarıp evime sürdüm…

Esma’yı aradım. Biraz çaldıktan sonra telefon açıldı.

-Alo, Kuzey?
Esma, kimdi o gelen?
-Kız kardeşim. Sürpriz yapmak istemiş…
Esma, camdan atlamak zorunda kaldım amına koyayım! Ne sürprizi? Başka zaman mı bulamamış?
-Bana neden bağırıyorsun? Ben nereden bileyim, adı üstünde sürpriz!
Ya sikerim. Sen eşyalarımı sakladın mı? Paltom vardı…
-Hallettim ben. Askılıkta bırakmışsın zaten, bulduğum gibi dolaba attım.

Bu söylediğini duyunca rahat bir nefes aldım.

Kaç gün duracak?
-2 hafta.
Esma?
-Efendim?
Ben şuan evdeyim. Kokun hâlâ üzerimde… Ne olursa olsun o evden çıkıp arka sokağa gel. Sana sahip olmazsam kuduracağım ben!
-Kudurmuşsun kuduracağın kadar! Ben ne diyeyim de çıkıp yanına geleyim? Başımız belaya girecekti zaten! Bu korku bana ömür bil…
Sikerim lan senin ömrünü! Çık dediysem çıkacaksın, ben senin evinin arkasına geliyorum.

Dedim ve telefonu kapatıp evinin arkasındaki ıssız sokağa gittim. Biraz bekledikten sonra nihayet yolun başında gözüktü. Hızlı adımlarla gelip arabaya binince hiç bekletmeden gazladım.

Arabayı park edip evime girdik. Kendimi koltuğa atıp Esma’nın gelmesini bekliyordum…

Esma karşımda dururken yere bakıyordu. “Gelsene?” Diyerek dizime vuruyordum. Ürkekçe bir adım attığında kolundan kavrayıp üzerime yıktım. Refleks olarak ellerini göğsüme attığında hızla dudaklarına yapışıp ellerim ile üzerindekileri soyuyordum. Esma boğuk sesler çıkarırken ben de kopçasını çözüyordum.

Büyük göğüsleri sütyenden kurtulunca hafifçe saçlarını çekip dudaklarından ayrıldım. Kafasını geriye yasladığında adem elmasını öpmeye, emmeye başladım. Esma ellerini koluma atmış sıkıca tutarken yavaşça boynuna iniyordum. İniltiler eşliğinde boynundan göğsüne gittiğimde sertçe meme ucunu asıldım. Karşılık olarak eli saçlarıma dolandığında kendini bana yaslıyordu. Memesinden kulağına doğru yol çizdiğimde kulak memesini dişleyip “Soy beni.” Dedim. Hızla üzerimdekini çıkardığında bu kadar hızlı olacağını tahmin etmemiştim…

Boxerı da çıkardığımda Esma dudaklarını dişliyordu. Şuan koltukta çırılçıplak şekilde dururken ben ayakta kendimi gösteriyordum. Kalkmış aletimi kavrayıp gözünün önüne getirdim. Esma sertçe yutkunurken hafifçe çenesini aşağı indirip ağzının açılmasını sağladım. Esma hızlı hızlı nefes alırken yarrağımı yavaşça sağ yanağında gezdirmeye başladım. Esma kendini iyice koltuğa bırakırken aletimi dudakları üzerinde gezdiriyordum. İri dudaklarına aşağı yukarı yaparak yarrağımla paspas çekerken aletimin kafasından zevk suları akıyordu. Üst dudağını aletimin başıyla vinç gibi kaldırıyordum.

Aletimi yüzünden çekip Esma’nın elinden tutarak ayağa kaldırdım. Elimi amına attığımda Esma hızla kollarını omzuma attı. Pür dikkat beni izlerken parmaklarım amının içerisinde kayıyordu. Dudaklarını sıkıca kapatıp kendini bana bastırırken omzumda duran elini indirip aletimi kavradı. Amını parmaklamayı bıraktığımda önümde eğilip aletime odaklandı.

Nefesimi tutup ona bakarken bileğini, yarrağımın yanına tutmuş duruyordu. Gülerek “Napıyorsun?” Dediğimde kafasını kaldırarak “Kuzey, bu ne? Sen ne yedin, ne ile büyüttün bunu? Şu kalınlığa bak!” Dedi. (Şimdi arkadaşlar, ben 15-16 yaşıma kadar köyde büyüdüm. Ben dedemi çok severdim. Annemler Sivas’ta dururken ben sadece okul zamanı yanlarında dururdum. Diğer zamanlar köyde mal otlatırdım. Gezerdim, içerdim, sıçardım. Maddiyatta olunca köyün Allah’ı sizsiniz aq, bu her yerde böyledir. Yani yediğim ekmekten tutun, karpuza, tavuğa, köfteye hatta sıçtığım boka kadar organiğim ben. Hâl böyle olunca vücut ilahlaşıyor. Hele birde dede, baba taşşaklı olunca yarrak alıp başını gidiyor. Bu bana has bir olay değil. Köyde yaşayan hemen hemen herkes yaraklı olur. Buradaki hikâyelere bir bakıyorum 24cm, 82 cm arası gidip geliyor? Öhhh amına koyayım. Gölgesinde rakı içelim? Ama nasıl oluyorsa milletinki 3 cm bilemedin yok, çüksüz. Güldürmeyin adamı amına koyayım. Silgi kadar sikiniz var, dünyaları fethediyorsunuz aq. Sizi yarrağımla boğarım, köy adamına bulaşılmaz, size çerkez yarrağını koyduğum gibi bağırsağınız ağzınızdan fırlar… Her neyse özet; SİZİ YARRAĞIMLA BOĞARIM. KÖY ADAMIYIM BEN, HER TÜRLÜ BOK, PÜSÜR OLAYLARI GÖRDÜM YAŞADIM. ADAM BOKUYLA BÜYÜ YAPIYORDU AQ. Nereden nereye geldik yine amına koyayım? Çok amına koyuyorum, ne yapayım? Koymadan duramıyorum ( _ )

Ne güzel işte?
-Lan, ben seni taaa küçükken, annenle ilk tanıştığım da görmüştüm. Küçücüktü bu! (YALAN!)
Ya Esma… Küçük dediğin yarak amına koyacak. Hadi yala.

Esma dudaklarını ıslatıp ağzını araladığında kafamı geriye attım. Oğlum bu deliklerin hepsi niye sıcacık? Sikimin kafası sıcaktan dolayı uyuşurken dizlerim titremeye başladı. (Geçen, bu sitede dolanırken hikâyeye girdim. Adamın biri (13 yaşında) bir sikiyor, bir sikiyor. 48 dakika! Ulan ne bi heyecan, etki? Ruhsuz musun amına koyayım? Yada ben çok seviyorum seksi…)

Esma gitgeller yaparak beni uçururken aklıma takılan soru ile Esma’yı durdurdum.

Sen nereden biliyorsun lan bunu yapmayı? Ne bir dişin değiyor, ne de bir zorlanma?
-Üst komşum sağolsun! (Ananı sikeyim. Yıkıldım amına koyayım. Ben kadını namuslu, dinine düşkün ki öyle biri!.. Ulan… Önceki bölüm Sezardım… Sende mi Esma?..)

Ben donup kalırken Esma aletimi tekrar yalamaya başlamıştı.

Çocuklar? Görmüyor mu adamı?
-Saçmalama Kuzey. Çocuklar görmüyor tabi!
Vay amına koyayım, ulan madem isteklisin neden sahabtan beri naz çekiyorsun?
-Cemil başka biriyle olmamı istemiyor!
Bak sen bizim Cemil’e? Tapulu malı mısın sen onun?
-Sana birşey göstereceğim!
Diyerek yerde duran pantolonunun cebinden telefon çıkardı. Biraz uğraştıktan sonra telefonu bana uzattı. Koltuğa oturduğumda Esma’da yanıma oturdu. Videoyu başlattım, başlarda biri kamera ile Esma’nın evinde dolaşırken yatak odasının bulunduğu odaya girdi. Esma yatakta kırmızı sütyen, kırmızı tanga ve kırmızı platform topuklu ayakkabı ile yatakta dizlerinin üzerinde oturuyordu. Ben “Hadi lan!” Diyerek gülerken Esma videoyu biraz ileri sardı. Adam Esma’nın yanağını okşarken elini fermuarına attı…

Adamın boxerı da çıktığında işin tüm rengi, ambiansı bozuldu. Tamam boyu normalde, o kalınlık nedir amına koyayım? (Üstte yazdığım yazıyı geri alıyorum abi. Bazıları hakikaten çüksüzmüş…) Esma’ya dönüp “Bak bu olmadı.” Dediğimde gülerek karşılık verdi.

Esma kameraya gülümseyip adamın yarrağını tutmaya başladı. Eliyle adamın sikini sıvazlarken eğilip başına dil atıyordu. Kamerayı tutan adam zevkle inlerken Esma adamın yarrağının başını ağzına alıp kameraya göz kırptı. (Ben de göz kırparken) Esma adamın yarrağını tamamen yuttuğunda beni bir gülme tuttu. Esma da bana katılırken;

-Götün yiyorsa benimkini de yutsana! Deyip göz kırptım.
Ölürüm lan! Deyip omzuma vurunca gülmem ikiye katlandı.
Gözümden yaş geldi amına koyayım. Adamın yüz ifadesini merak ediyorum?
-Valla öküz gibi böğürmüştü! Dedi gülerken.
Tabi böğürür amına koyayım, adamın çükü yok oldu!

Videoyu devam ettirmeye basınca tekrar başa döndü.

Bitti mi?
-Boşalırken eli değmiş eşşeğin!
Ya Esma Sultan sen ne imişsin? Ulan ben senin böyle olduğunu bilseydim söndürürdüm senin ateşini!
-Belli belli! Sabah üzerime ayı gibi gelirken gördüm ben!
Sende naz yapmasaydın?
-Amaaan boşver!

Esma telefonu elimden alıp koltuğa bıraktığında;

Ulan Esma, ben seni Allah, Kur’an aşığı sanarken ne çıktın?
-Ne yapayım Kuzey? Eğer bir açığımı görseler taşlayarak öldürecekler orospu çocukları! Bende kendimi böyle gizledim.
Gelseydin yanıma. Deseydin ‘Kuzey, Kuzey aşkım… Kocam… Sahibi…’
-Eşşek! Diyerek koluma vurduğunda ikimizde gülerken Esma’nın çıplak bacağına yatmıştım. Saçlarımla oynarken;

Hiç grup yaptın mı kız?
-Nereden çıktı bu?

Hızla dizinden kalkıp;

Esma; Sen, ben, Songül, Sevil, Elif, bir de kız kardeşin! Aynı odada, aynı yatakta olsak, efsane olmaz mı?
-Höst ulan! Harem mi kuruyorsun, hem benim kız kardeşim kocasını çok seviyor, yapmaz öyle şey!
Bitanem, sorun kocasıysa ben onu gider vururum sorun ortadan kalkar! Esma, seninle ortalığın amına koyacağız lan! Hayatıma renk geldi amına koyayım!

Odada sevinçten volta atarken Esma bana bakıp gülüyordu. Koltuğun boş tarafına hafifçe vururken gidip oraya oturdum.

-Elif kim?
Ohoooo, o çoktan cepte! Songül’ün arkadaşı.
-Nasıl?
Yavrum, Elif en son dert edeceğimiz kişi! Sen Sevil’i düşün!
-Birde kocası…
Sultanım onu siktir et. O dert değil, ben yavaştan Sevil’i de işlemiştim. Azıcık baskı yaparsam onu da etki altına alabilirim! Fakat kesin olamıyorum! Bu yüzden devreye sen gireceksin!
-Nas…
Şşş! Öncelikli hedefimiz Songül. Eğer olurda, bir kadınla yakınlaşırsa..?
-Gözü açılır. Başka bir kadın aramaya başlar.
Mükemmelsin…

Hızla Esma’nın dudaklarına yapıştığımda anında karşılık verdi. Esma’nın üzerine düşerken kendini koltuğa bırakmıştı. Dudaklarından aşağıya doğru kayarken göbek deliğini dillemeye başladım. Esma gıdık alırken elleri ile beni uzaklaştırmaya çalışıyordu. Gülerek dudaklarına uzandığımda çok içten bir öpücük verdi. Tekrar aşağıya indiğimde hafiften dışarıya sarkmış etli am dudakları ile karşılaştım. Üzerine bir öpücük bıraktığımda kalçasını yalamam için bana uzatıyordu. Canıma minnetti!

Amına, (Tarkan’ın süt emmek için kurtun memesine daldığı gibi daldım.) Esma “Haaaa!” Diye kesik bir inleme çıkarırken am dudaklarını ayırıp kırmızı etini dillemeye başladım. Esma zevkten dört köşe olurken klitorisine doğru gidiyordum. Saçlarımı sıkıca tutuyor, kalçasını aşağı yukarı sallayıp bana amını yalatıyordu. Nihayet klitorisine geldiğimde hafifçe dişlemeye başladım. Esma’nın karnı içi doğru çekilirken ellerimi göğsüne uzatıp sertleşmiş göğüs uçlarını sıkmaya başladım. Esma aynı evinde yaptığı gibi bacaklarını sıkmaya başladığında ellerimi beline indirip sıkıca tuttum. Amını deli gibi yalarken Esma beni bacak arasından çıkarmaya çalışıyordu. Evde çığlıklar yükselirken elimi bacaklarını indirip klitorisini içime çekmeye başladığımda Esma volkan gibi patlamaya başladı. Kadınlık sıvılarını büyük bir zevkle içerken belini yükseltip oturur pozisyon aldı. Elleri ile sıkıca saçlarımdan tutarken ellerimi beline dolayıp kafam amında gömülü halde ayağa kalktım. Esma’nın çığlıkları tüm evi inletirken koltuğun baş koyma yerine yatırıp Esma’yı dümdüz bir hale getirdim.

Bacaklarını koltuğa koy!

Dediğimi yaptığında, Esma dirsekleri ile koltuğun baş koyma yerinde dururken bacakları koltuğun iki yanına açılmıştı. Sikim, amına denk gelecek şekilde koltuğa sırt üstü uzandığımda destek almak için ellerimi halıya koydum. Bacaklarımı da Esma’nın dirseklerine doğru uzatıp;

Yarrağımı amına sok aşkım! Dedim.

Esma titeyen eli ile sikimi sertçe kavrayıp amının deliğine soktu. Sadece başı girmesine rağmen amının içi volkan gibi yanıyordu. Ellerimi dikip kasıklarımı ileri ittiğimde sikimin yarısı hızla amının derinliğinde kayboldu.

Ohhhhh Esma! Sıcacıksın…

Esma’nın gözleri kayarken sikimi biraz daha derine soktum. Şimdi sikimin yarısından fazlası amının içinde dururken daracık amcıklı duvarları yarrağım sayesinde oldukça genişlemişti…

Sırtımı tamamen boşluğa bıraktığımda ellerimi bacaklarına atıp tüm sikimi Esma’nın amına gömdüm. Esma gözünü açıp deli gibi çığlık atarken çok sert şekilde gir çık yapmaya başladım. Kasıklarımızdan çıkan patlamalar odayı inletirken Esma’nın azıcık geniş ve sıcacık amcığı kafayı yememe sebep olacaktı. İyiki biraz geniş yoksa daracık amcık sikmekten rahat rahat pozisyon alamıyordum.

Esma’yı bu pozisyonda inlete inlete siktikten sonra bacaklarına tokat atıp koltuğa çıktım.

Ters dön, domal.

Dediklerimi yapınca o güzel götüne şaplak atıp yarrağımı bekletmeden amına soktum. Ata biner gibi Esma’ya binerken elimi Esma’nın ağzına sokup biraz tükürük aldım. Amında hızlıca git gel yaparken tükürüklü parmağımı Esma’nın göt deliğine soktum. İki parmağım da içinde kaybolurken;

Göttende mi verdin kahpe? Dedim.

Esma çığlıklar atarak sikilirken saçlarından tutarak daha bir abanmaya başladım.

-Ohhhhh Sik Aşkım! Senden güzel siken yok! Amımdan sonra götümü de sik! Bacımı da sik! Yeter ki sen sik!

Diyerek beni çoşturuken yarrağımı sadece başı içinde takılı halde bırakıp sertçe tekrar soktum.

-Oooohhh, Ooohh. Tek… Tekrar… Yap.

Çıkarıp tekrar soktuğumda Esma’nın amı kasılmaya başladı. Sikimi mengene gibi sıkarken hareket etmeden duruyordum. Esma kafasını koltuğa gömmüş oluk oluk boşalırken rahat etmesi için içinden çıktım. Çıktığım gibi amının suları üzerime bulaşırken kadınlık sıvılarını göt deliğine sürmeye başladım.

Normalde mercimek büyüklüğünde olan deliği, parmağımı sokunca koca bir çukura dönüşüyordu.

Yemeden, içmeden götünü mü siktirdin? Bu ne genişlik böyle?
-Ne yapayım Kuzey? Cemil elinde bir ton şeyle geliyor! Orama, burama soka soka genişletti!
Çüküyle yapamıyor mu? (Dedim, gülerken)
-Yapsa oyuncakla ne işi olur?
Ben o deliği şimdi genişleteyim Esma.
-İstediğini yapabilirsin, tamamen seninim.

Tükürüğü iyice yedirdikten sonra yarrağımı sıvazlayıp göt deliğinin girişine getirdim.

Belinden tutunup yavaşça içine girerken amından kat ve kat dardı.

O kadar da geniş değil lan?

Diyerek kendimi ileri itiyordum. Esma’nın “Dur biraz acıyor!” Demesine kadar inanılmaz zevk alıyordum.

“Dur iki dakika.” Diyerek mutfaktan sıvı yağı alıp geldim. Kapağını açıp kalçalarına bolca sürürken göt yanaklarını ayırıp amını ve göt deliğini yağlamaya başladım. Esma ufaktan inlerken sikimi göt yarığına sıkıştırıp yağı dökmeye başladım.

Yağ şisesini kaldırıp masaya koyarken Esma’nın üzerine çıktım. Elimle sikimi düzeltip göt deliğine soktuğumda hızlıca yarısı girdi. İkimizde yüksek sesle inlerken saçlarından asılıp sikimi götüne gömdüm. Esma acıyla çığlık attığında rahatlaması için eğilip kulak memesi yaladım.

Bütün acın birazdan geçecek bitanem. Yarrağım, küçücük deliğine gömüldü kaldı, kendini sıkmayı bırakta zevk alalım!

Şeklinde sözler söylüyerek telkin etmeye çalışıyordum. Tabi bir taraftan da amını ovuyordum.

Esma kendini sıkmayı bıraktığında milim milim ilerlemeye başladım içinde.

Daracık deliği sikimi kıracak gibi sıkarken amıyla oynadığım ekimi çekip tekrar saçlarına uzandım.

Sikimi, göt deliğinin en derin bölgesine ulaştırdığımda götünün verdiği lezzet paha biçilemezdi. (Her ne kadar bir Songül etmese de…)

Esma’nın götüne sertçe girerken sikim, götünün en derin bölgesine gömülüp kalıyor dolayısıyla Esma hem acı hem zevk alıyordu.

İyi mi böyle orospu! Götünün ateşi sönüyor mu? Sana söz veriyorum, seni Cemil denen ibnenin gözü önünde aynı böyle bağırta bağırta sikeceğim! Hatta bununla yetinmeyip o Cemil’in de götünü sikeceğim!

Götüne daha bir hırslı girerken az önceki sözlerime destek oluyordum bir nevi. Esma elini amına atıp parmaklamaya başladığında hızla elini tutup çektim ve götünden çıkıp amına girdim. Esma’nın acı inlemeleri gitmiş yerine zevk çığlıkları gelmişken öne kaykılıp bağırmaya başladı. Apartmandakiler başımıza toplanmadan ters çevirip dudaklarına yapıştım. Esma’nın vücudu, özellikle baldırları titriyorken altımda eze eze dudaklarını kemiriyordum. Ellerini boynuma dolayıp kendine daha çok çektiğinde amını kasmaya başladı. Yalnız öyle böyle değil, amı götünden daha dar hâle geldiğinde boşalmamak için kendimi kasıyordum. Esma kalçasını sertçe bana ittiğinde gözlerimin önü karardı amına koyayım. Zaten kendimi kastığım için döllerim, hücum emrini bekleyen asker gibi fırladı. Yere düşmemek için ellerimle kalçalarından tutarken amının en derin bölgesine bıraktım Hamza’yı, Ayşe’yi…

Esma ile keyifli ve bol zevkli bir sikişin ardından hızlıca ikimiz de duş aldık. Banyoda bir posta daha atmak için yanaşsamda Esma acelesi olduğunu söylerek karşı çıkmıştı. Esma’yı aldığım yere bırakıp dudaklarını öpmeye başladım. Yavaşça karşılık verirken dudaklarından çekilip;

Esma, en yakın zamanda yeni karım Cemil ile tanışmak istiyorum.
-Bok tanıştırırım! Adama tecavüz mü edeceksin?
Kendi rızasıyla kabul edecek. Seni metresim, o ibneyi de uşağım yapacağım. Paspas Cemil olacak bundan sonra.

Esma gülerek arabadan ayrıldığında ben de telefonumu çıkarıp Songül’ü aradım fakat cevap vermeyince yorgun olduğu aklıma geldi.
Gidip rahatsız etmeyeyim diyerek evimin yolunu tuttum. Boş yolda hızla giderken kaldırımın kenarında yığılmış insanlara bakıyordum. Otobüs’ün önünden dumanlar yükselirken öğretmenler veya görevlilerde otobüsün önünde sıra olmuşlardı. Arabadan inip yanlarına doğru giderken tüm bakışlar bana çevrildi. Öğrencilerin yanından ayrılıp arabanın öne geldim. Nesrin’i görünce bu kafilenin piknik alanındakiler olduğunu anladım. Anlaşılan birkaç gündür oradaydılar, bugün de dönmeye karar vermişlerdi…

Nesrin, beni görünce afallasada başımla selamlayıp arabanın önündeki dumanların kaybolmasını bekledim, ardından da ile koyuldum…

Arabının fan kabloları yerinden çıktığı için mecburen harâlet yapmak zorunda kalmış. Otobüsü süren sik kafalıda göstergelere bakmadığı için otobüs yarrağı yemiş. Önce kabloyu bağladım, sonra da aracın suyunu koydum. (En azından otobüsün bagajında su vardı.) Aracın kendine gelmesini bekledikten sonra öğrenciler içeri girerken ben de diğer öğretim üyeleri ile tokalaşıyordum. O sıra uzun boylu, saçlarının yarısı dökülmüş beyaz saçlı bir adam ile tokalaştım.

Adam, “Sağolun beyefendi. Siz olmasaydınız iki saat daha bekleyecektik. Hakkınızı ödeyemey…”

Estağfurullah, insanlık babında yardım ettim. Kim olsa yapardı.
-Öyle demeyin, kaç tane araba geçti biri bile durmadı. İnsanlık gerçekten çok zor durumda. Bizde böyle bir ortamda temiz bir nesil yetiştirmeye çalışıyoruz.
Öyle gerçekten.

Adamın elini sıkarken;

Adınız neydi?
-Nart.
Baya garip bir isimmiş?
Babama sormalı.

Dedim gülerek, adam da bana eşlik ederken nasıl oldu bilmiyorum birbirimizin telefon numaralarını aldık.

Teşekkür edip oradan uzaklaşırken nihayet Nesrin ile yalnız kaldık.

Nasılsın?
-İyiyim. Sen?
O gün, niye kalktın gittin? Başına birşey geldi sandım. Köpek gibi seni arıyordum. (Ulan, bütün yalancıların ilahı olacağım yakında aq. İş oraya doğru gidiyor.)
-Korktum. Bana birşey yapacaksın sandım!
Aynen, gördüğüm her kadına birşey yapıyorum. Tecavüzcü Çoşkunum ya ben! Dayanamıyorum birini gördükçe.
İçimden, “Mal orospu.’ Diye geçirip arkamı döndüğüm gibi arabama gittim. Kontağı çevirip evin yolunu tuttum.

Apartmandan içeri girdiğimde birtakım sesler geliyordu. Ne oluyor lan? Diyerek en üst kata çıkmaya başladım. Ne yalan söylüyeyim, Sevil ve İhsan’ı görmeyi beklemiyordum. Apartmandakiler “Hoşgeldiniz.” Derken ben hiç siklemeden tekrar aşağı inmeye başladım. Kapısı açıp kendimi içeri atarken etraf seks kokuyordu. Alel acele çıktığımız için camı açmayıda unutmuşum. Camı açıp, duş almaya gittim…

Koltukta boxer ile otururken kapım çaldı. Altına bir şort, üstümede kısa kollu geçirip kapıyı açtım.

Hasan? (Apartmanın sessiz sakin Üniversite öğrencisi. Ailesiyle birlikte kalıyor.)
-Kuzey abi, akşam bizde yemek yiyeceğiz, babam seni de davet etti. Sevil ile İhsan abiye hoşgeldin hediyesi olsun.
Tamam. Akşam gelirim de, yanımda birini de getirebilir miyim?
-Tabi abi!..

Kapıyı kapatıp Elif’i aradım. Birkaç kere çaldıktan sonra nihayet açtı.
-Alo?
Merhaba Elif. Nasılsın?
-Uyuyordum Kuzey.
Hadi ya? Kusura bakma bilmiyordum. Ben akşam bir yemeğe davetliyim, seni de götürmek istiyorum gelirmisin?
-Tamam Kuzey. Saat kaçta?
8’de canım. Ben seni 1 saat önce almaya gelirim.
-Tamam görüşürüz…

Amacım, Sevil’e beyin amcıklanması yaşatmak. Bir Songül, bir Esma, bir de Elif…

İşe gidip akşama kadar çalıştıktan sonra Elif’i almaya gittim. Diz kapağından bir parmak kadar açık duran çok güzel bir elbise gitmişti. Gerçekten bu hatuna kırmızı çok yakışıyordu. Birlikte arabaya bindiğimizde hiç beklemeden dudaklarına yumuldum. Yumuşacık, etli dudakları mükemmeldi. Elimi yanağına koyup, (Bundan sonra böyle yazmayacağım diyorum, sürekli sikip atıyorum o kuralı. Beyler mesela burda kendime çektim desem daha güzel olur sanki. Veya arabaya falan binerken direk bindim yazayım?)
Kendime doğru çektiğimde elini kasıklarıma attı. “Akşam bolca müsaitiz zaten…” Arabayı çalıştırıp evime doğru giderken bolca kırmızı ışık vardı. Elif radyodan yüksek sesli bir pop şarkı açıp arabanın perdelerini çekti. Zaten arabanın camları filmli olduğu için bir sik gözükmüyorduki? Uzanıp benim taraftaki perdeyi de çekerken göğüsleri neredeyse ağzıma girecekti. Dayanamayıp göğüslerinin üzerindeki damara bir öpücük kondurdum. Huylanıp gülüyordu.

-Sakallarım batıyor! Gıdık alıyorum yapma!
Sen de hiç istifini bozmuyorsun? Hoşuna gittiği nasıl da belli!

Geri çekilip koltuğuna oturduğunda bacağını, kucağıma attı.

Dudaklarını ısırırken elim ile bacağını indirip arabayı eve sürdüm… Mehmet abinin kapı zilini çalarken kapıyı eşi açtı.

“Hoşgeldiniz.” Diyerek bizi içeri aldığında (Tabi ayakkabılar çıkıyor. İnsanlar evin içinde ayakkabı ile dolaşmayı bir sik sanıyor, ayağınızda mantar dünyası oluşsun da görün amk.) Elif’in elinden tutarak oturma odasına girdim. Kapının açılması ile bakışlar bize dönerken ben direkt Sevil’e odaklandım. Kaşkarını çatmış, ‘Pu piçte mi gelecekti?’ Bakışı atıyordu. Herkes ayağa kalkarken tokalaşıp koltuğa oturduk.

Sevil, oldukça şaşırmış bir ifadeyle Elif’i süzerken Elif bacak bacak üstüne attığında tüm konuşmalar bitmiş herkes pür dikkat Elif’e bakıyordu. Ulan Mehmet abi! Yanında karın var aq.

Eşi, gözlerini büyütüp bakışlarını kaçırırken telefonumu çıkarıp Elif’e “Bakışlarıyla siktiler seni ^_^” Diye mesaj attım. Çok geçmeden telefonunu eline alıp önce ekrana sonra da bana baktı. Göz kırpıp bana mesaj yazmaya başladı…

-Ne malum aralarındaki biriyle gerçekten sikişmediğim?

Okuduğum mesaj sikimi dürterken dikkat çekmemek için telefonumu kapatıp cebime koydum. Mehmet abi kafasını bana çevirip;

-Senin de mürüvvetini göreceğimizi hiç düşünmüyordum!
Böyle şeyler için daha çok erken abi. Önce birbirimizi tanımalıyız, aceleye gelecek işler değil. (1.5 hafta önce tanıştığım kadın hamile amk? ***Tabi şuan bana 2 tane aslan parçası verdi***)
-Öyle öyle. Hanım kızımızın adı ne?

Elif bacaklarını indirip Mehmet abiye bakan bacağını üste attı. Açık, etli baldırları şuan Mehmet abiye bakarken Mehmet’in gözleri bir anda oraya kaydı. Mehmet’in eşi, kafasını kaldırıp başına bağladığı eşarbın parçasıyla ağzını kapatıyordu. Gözleri olabildiği kadar büyürken Hasan’ı merak etmiştim. Koltuklar dolu olduğu için Elif’in yanındaki sandalyeye oturmuştu.

Kendimi geriye yasladığımda nihayet gördüm piçi. Gözleriyle Elif’i, babası gibi sikerken nefes almıyordu göt lalesi. Elif aralıklarla bacağını sallarken;

-Adım Elif. Hastanede doktorum.

Mehmet abi yutkunup;

Ben de diyorum nereden tanıyorum simanı?
-Eminim sizin gibi beyefendi bir insanla tanışmışımdır daha önce! (Ulan Elif, az orospu değilsin…)

Mehmet abinin heyecanı gözle görülür dereceye ulaşmışken eşi (Adını bilmiyorum aq. Takma ismi de gerek yok.) Ayaklanıp “İsterseniz yemeğe geçelim!” Dedi…

Mutfakta masaya oturup servisi beklerken Elif’te lavabodan çıkmıştı. Kapıdan içeri girdiğinde gözlerime inanamadım. Giydiği elbise zaten yeterince kısa iken, şuan resmen şort giyer gibi olmuştu. Kıvartarak yanıma gelip oturduğunda herkese gülümsedi. Özellikle Mehmet’e bakarken daha işveli bir şekilde gülümsüyordu.

Yemek yerken Elif, köfteyi bıçakla kesmek yerine;

-Hayatım, köfteyi benim yerime bölermisin?

Dediğinde gülümseyip bıçağı elime aldım. Ayağı ile ayağıma vururken niyetini anlayıp köfteyi elim ile parçalara ayırdım. Elif başparmağımı tutup emmeye başladığında aynı salonda olduğu gibi sessizlik oluşmuştu. Parmağımı emmeyi bırakıp Mehmet’in eşine dönerek “Elinize sağlık çok güzel olmuş. Tabi, eşimin lezzeti ayrı bir güzellik katıyor.” Dediğinde gülmemek için kendimi tırnaklıyordum. Kadın zorlukla gülümseyip “Afiyet olsun…” Dedi.

Yemekler yenmiş, çaylarımızı içerken Elif, Mehmet’e bakarak;

Mesleğiniz nedir?
-Emekli coğrafya öğretmeniyim. Dedi heyacanla.
Ne güzel! Sizin öğrenciniz olmak vardı…
–Na… Nasıl yani?

Mehmet’in kalbi durdu duracakken araya girme gereği duydum çünkü Mehmet’in eşi ikimizi de sikecek gibi bakıyordu.

“Hayatım, benimle içeriye gelir misin?” Deyip sofradan kalktık. İçeriye girer girmez içimde tuttuğum kahkaları serbest bıraktım. Elif’te bana eşlik edip gülerken;

Kızım adama bu kadar yüklenme! Ya Mehmet kalpten gidecek yada karısı bizi sikecek! Kurbanın olayım amına sahip çık.
–Ben ne yaptım ki?
Lan adam masaya boşalacaktı? Nasıl ne yaptın?

Elif çok tahrik edici şekilde gülerek yanıma geldiğinde ellerini göğsüme koyup, “O zaman amımın ateşini söndürseydin? Ben de böyle yapmazdım. Hem Mehmet ile bağ kurarsam sen de karısını alırsın?”

Karısını sikeyim onun ben. Ne yapayım ben ölmüş karıyı? Sen bırak Mehmet’i. İhsan’a odaklan. Ben de Sevil’i sikeyim!
–Ha senin amacın farklı… E öyle desene Kuzey? Ama olmaz. Ben o ayıyla değil sevişmek, elini bile tutmam. Orospu çocuğu büyü mü yapmış Sevil’e?
(Kahkaha atarak) Vallahi ben de düşündüm onu! Yada Sevil zamanında tecavüz falan etti bu piç!
–Ben, onu bunu bilmem Kuzey. İhsan ile yakınlaşmam.
O zaman Sevil ile yakınlaş.
–Nasıl yani?
Ya malmısın amına koyayım? Git Sevil’e oyna. Bak Elif, sen çok önemli bir planın kurucusu rolündesin! O yüz…
-Ne planı?
Hassiktir…
-Kuzey söylesene ne planı?
Elif, şimdilik söylediklerimi unutup sadece Sevil’e odaklan! Ben sana arabada anlatacağım.

Elif bana şüpheyle bakarken belinden kavrayıp dudaklarını öpmeye başladım. Yavaşça bana karşılık verirken bedenini masaya yasladım. Elimi giydiği elbisenin altına atıp okşamaya başkadım. Elif, yavaşça nefes alıp verirken “Tanga mı giydin?” Dedim. Elini amını okşayan elimin üzerine atıp dudaklarıma yapıştı. Diğer elini pantolonumun üzerine atıp kemerimi çekiştirmeye başladığında kendimi geriye çektim. Elif bana beklentili şekilde bakarken;

Boşuna öyle bakma bana. İçeride bizi bekliyorlar, adamların evinde mi sikişeceğiz?
–Kuzey, birkere soksan boşalırım zaten. Ne olursun ya!

Haraletin verdiği duygu ile hızla pantolonumu çıkardığımda, Elif’te elbisesini beline kadar toplayıp tangasını çıkardığında masaya domaldı. Pürüssüz, tertemiz amcığı bana kendini sunarken pantolon ve boxerı ayaklarıma düşürüp arkasındaki yerimi aldım. Amına dokunduğumda ufak bir gölet oluşmuştu. Sikimi kavrayıp sertçe amına köklediğimde öne atılıp kendini kasmaya başladı. Sikim yerinden kopacak gibi olurken tüm darlığa rağmen girip çıkmaya başladım. Öyle farklı bir his yayıyorduki, seksin doruklarına çıkıyorduk. İnlememek için ağzımı sıkıca kaparken Elif hızlı bir hareketle sikimi amından çıkarıp eli ile ovalamaya başladı. Hızlı davranıp tekrar sikimi amına soktuğumda ağzını kapatıp git gel yapmaya devam ediyordum. Elif boğuk iniltiler çıkarıp bacakları titremeye başladığında ortamın etkisi, Yakalanma riski, herkes içeride yemek yerken benim burada Elif’i sikmem… Yüzünden Elif boşaldığı anda kendimi kasmayı bırakacaktım. Böyle devam ederken Elif bir anda durup beli gelirken bende kendimi bırakıp amına boşalmaya başladım. Sıcak menilerim, yumurtalığını döllerken Elif dayanamadı. Bacakları tutmaz hale gelirken kendini masaya bırakıp amını gevşetti. Ardından da sikimin kafasına hücum eden kadınlık sıvıları… Gözlerim zevkten kayma notasına gelirken ben de kendimi Elif’in üstüne bıraktım.

İkimizde nefes nefese kalırken ben arada boynunu, omzunu öpüyordum. Dudaklarında tatmin olmanın getirdiği mutluluk hakimken benim keyfime diyecek yoktu…

İçeriye birisi gelmeden ikimizde temizlendik. Tabi Elif’in içine boşalmam yüzünden hamile kalma olasılığı da vardı… Mutfağa girip bu sefer Elif’in oturduğu yerde ben oturuyordum. Elif’te, Sevil’in yanına geçmişti. Çaylarımızı içerken arada bir Sevil ile bakışmalarımız yaşanıyordu. Gözleri ile Elifi gösterip dudaklarını oynatıyordu. En son ‘Orospu çocuğu.’ Dediğini anlamıştım. Ben de karşılık olarak ‘Hepimiz öyleyiz.’ Deyip çayımı yudumlamıştım.

Elif’in ateşi geçtiği için ve benim yönlendirmem sayesinde Sevil’e odaklanmıştı. Fakat Sevil hiç oralı bile olmuyordu. Sürekli bana bakıp küfür ederken aklımda Sevil’e sikmenin hayallerini kuruyordum.

İhsan’ın kart sesini duymam ile gerçek hayata döndüğümde telefonum titremişti.

Ardından da gözlerim irileşti. Şuan telefonumun ekranında yabancı bir numara üzerinden Elif ile sikiştiğimiz video vardı. Elim titreyerek videoyu başlattığımda herşey görünüyordu. Kapının ufak bir açık kısmından bizi çekerken görmemiz imkansızdı…

Korkuyla kafamı telefondan kaldırıp etrafıma baktığımda herkes telefonuna bakıyordu. (Abi, o günkü korkuyu anlatamam size ya. Yemin ediyorum altıma sıçmıştım korkudan. Lan birde bir olay olduğunda sanki herşey o olayın görünmesi, ortaya çıkması için uğraşıyor amk! Dünya’nın kanunu herhalde…)

Telefonum tekrar titrediğinde ekrana baktım.

-Salona gel.

İhsannnn. Ananın amına koloni kuracağım kahpe kasığında yatmış orospu dölüüüü.

Hızla masadan kalkıp salona giderken kemerimi çözüp elime aldım. Kapıyı sertçe açtım. İhsan en köşedeki koltukta oturmuş beni beklerken gördüğü gibi ayağa kalktı. Kapıyı sertçe kapayıp üstündeki anahtarı çevirip kitledim. Ellerim heyecandan titerken kendimi tutamayıp gülmeye başladım. İhsan bana bakıp sigarasını içerken;

İhsan, İhsan… Ananın amına koyacağım İhsan, o yetmeyecek karının amına koyacağım, o da yetmeyecek senin amına koyacağım İhsan…

İhsan ettiğim küfürü duyar duymaz ayağa kalkmaya çalışırken ben zaten küfür ederken yanına girmiştim bile…

Kemerin demir kısmı ile kafasına vurduğumda İhsan acıyla kendini geriye attı. Kemeri birkez daha kafasına vurduğumda kendini geriye atıp masanın sandalyesini kaptı. Kafasından aşağıya kan akarken kemeri elimden atıp İhsan’ın üzerine atladım. Dengesini sağlayamayıp yere düştüğü gibi ardı arkası kesilmeyen yumruklar atmaya başladım. Ağzı, burnu orospu evladının heryeri kan olurken yere düşmüş kemerin demir tarafını elime bağlayıp vurmaya başladım. İhsan elleri ile yanağımı, gırtlağımı çizerken tırnağını yanağıma soktuğu gibi acıyla geriye çekildim. İhsan elleri ile ağzını, burnunu tutarken kapı çalmaya başladı. İhsan’ın yanına gidip cebinden telefonu çıkardım. Koyduğu şifreyi çözemeyip telefonu sertçe masaya vurmaya başladım. Ekranı paramparça olurken telefonu bırakmadan İhsan’ın üstüne çıktım koluyla beni itmek isterken omzunun çukur bölgesine geçirdiğimde öyle bir çığlık attıki…

Elimle çenesini kırar gibi sıkıp telefonun parçalanmış camıyla yanağını kesmeye başladım. Acıdan kıpkırmızı kesilen gözleriyle çığlık atamaya çalıştığında ellerim izin vermiyordu. Telefonu dikey hale getirip alının ortasına vurmaya başladığımda burnundan bir kan akmaya başladı. (Ne yalan söylüyeyim öldü sanmıştım amk) Telefonu gözüne getirip beni duyacağı şekilde “Bugün gerçekleri gördüğün gün orospu feryadı. Sen kendini ne sanıyorsun da beni tehdit ediyorsun lan orospu çocuğu!” Gırtlağına çökmeye başladığımda karşılık bile veremiyordu. Nefessiz kalıp ölmesinden korktuğum için tekrar kulağına eğilip;

“Bundan sonra seni hergün, her Allah’ın verdiği sikeceğim oğlum! O oropsu karını kölem yapmaz isem benden alá orospu çocuğu yok! Gözlerinin önünde sikeceğim senin karını, ananı! Sen beni dövebileveğini mi sandın lan? Seni yarrağımla boğarım yarrağımla! Çıktığın göte geri sokarım seni İhsan! Ben çerkesim oğlum, senin ananı Avrupanı sikerim, bir allah’ın kulu da çıkıp birşey demez, diyemez!”

İhsan’a son bir yumruk atıp telefonunu aldım. İmha etmem lazım amk. Olayın getirdiği reaksiyondan dolayı camlı kapının önünde duran kalabalığı hiç duymamıştım. Anahtarı çevirip kapıyı açtığımda herkes şok olmuş biçimde bana bakıyordu. Yanda duran boy aynasına baktığımda üstüm başım orospu çocuğu kanı ile doluydu. Sevil aralarından çıkıp hızla üzerime geldiğinde tokat atmak için hazırlanıyordu. Gırtlağını sıkıp yanda duran duvara fırlattığımda sırtını çarpıp yere yığıldı. Beklemeden yanına gidip saçlarına asıldım. Gözlerini gözlerime kilitlerken “Eğer polise gidip beni şikayet ederseniz ikinizin de amına koyarım! Hoş, gitmeseniz de amınıza koyacağım fakat daha bir sert olurum. Kocan içeride can çekişiyor, nedeni de burnunu her boka sokması… Merak etme bundan sonra değil bana diklenmek karşıma bile çıkamaz!” Suratına tükürüp kafasını tekrar yere atarken heyacanla bakan Elif’e döndüm. 32 dişi görünecek şekilde dururken elini uzattı. Düşünmeden sıkıp evden çıktık. Kapıyı arkamızdan örttüğümüz gibi aşağı inip arabaya bindik…

Elif kahkahalar atarken ben de olayları anlatıyordum. ‘Bu ibne ilk önce numaramı almış Elif’ten. Kız nereden bilsin? Daha sonra da videoyu göndermiş işte…’

Arabayı sürerken pazularımı sıkıp “Maşallah yiğidime nasıl da amına koydu ortalığın?” Diyerek gülünce beni de bir gülme aldı aq.

Başımıza ne geldiyse am yüzünden geldi zaten. İki dakika dayanamadın amına koyayım?
-Yalnız varya, Sevil bir korktu. Kapıyı yumrukluyor, sana küfür ediyor…
Onun zaten amını keseceğim ben! Onu varya sike sike öldüreceğim, sonra sana atıp dirilteceksin ardınan tekrar bana atacaksın. Ben de tekrar sike sike öldüreceğim o orospuyu!
-Vallahi bugün olanlardan sonra yaparsın.

Deyip çantasından bir sigara çıkarıp yaktı.

Bir tane de bana yaksana?

Dediğimde sigaranın dumanını içine çekip dudaklarıma yapıştı. Dumanı içime üflediğinde bir garip oldum.

Elif gülerek tekrar koltuğuna geçtiğinde ben de kırmızı ışığı fırsat bilip bir sigara yaktım…

Elif’in evine gelmemize az kalmışken;

-Şu planı anlat bakayım?
Bak şimdi. Sen, ben, Esma, hani şu hastanede görmüştün ya, bu kim diye? (Başını evet anlamında sallarken) Daha sonra Songül ve Sevil ile grup seks yapacağım.

Elif gülerken sözlerime devam ettim.

Esma zaten cepte. Bir tek Songül ile Sevil kaldı.

Sigarasından çok seksi şekilde duman üflerken;

-Senin asla tek bir kadın ile idare etmeyeceğini biliyorduk.
Biliyorduk?
-Sen Songül’ü çok saf mı sanıyorsun? Oğlum Songül doktor doktor! Kadın gerizekalı değil. Sendeki yarrağı yemek için kaç tane kadın sıra olur biliyor musun?
Ne bileyim amına koyayım? Seks tanrısı değilim ya ben! Lafı geveleme de anlat!
-Bak hayatım, Songül seni gerçekten çok seviyor. Seni ilk gördüğü andan itibaren bambaşka birine dönüştü. O soğuk, sinirli kız gitti. Yerine güler yüzlü bir kadın geldi. Bak kadın diyorum, çünkü sik yiyen kadın multu olur. Herşeyin anası, babası cinsellik.
Edebiyat parçalama da anlat amına koduğum!
-Tamam hayvan tamam. Songül seni kaybetmek istemiyor, ulan 1 hafta önce tanıştığı adamdan hamile kalmak isteyen kaç tane kadın var? Seni deli gibi seviyor. Seni çok kıskanıyor, fakat senin tek kişi ile yetinmeyeceğini biliyor. Siz erkekler yokmusunuz? Bulmuşsun at gibi kadın bin üstüne inme oğlum! Ama yok, illa başka am sikeceksiniz.
Lan demin evde bir kere sok diye yalvarıyordun?
Elif şuh bir kahkaha attığında konuşmasına kaldığı yerden devam etti.

-Songül seni görmeden ilk ben görmüştüm. Valla ne yalan söylüyeyim, odada kimse olmasa çıkar üstüne otururdum. Seni gözüme kestirip odadan çıktığımda Songül’e anlattım seni. Tabi ben azgınım, fakat Songül bakire olduğu için seni daha çok arzuladı. Seni de görünce kayışı kopardı zaten. Eşşek herif ilk günden kızı sikecekmişsin?

Deyip gülünce aklıma o zaman geldi. Elini tutmam, altıma yatırmam. Tam sikip bekaretini alacakken alarmın çalması…
Sanki aklımı okumuş gibi konuştu.

-O gün, alarmı ben çaldırdım. Kızın bekaretini sedyenin üstünde alacaktın yoksa.
-Eee?
Songül bana, seninle yaşadığı herşeyi anlattı. Benim amım yandıkça yandı… En son dayanamadım. Songül’e, seni rahat bırakmasını, başka kadınlarla da ilişkiye girmesini memnuniyetle karşılamasını söyledim. Eğer bunu kendi yapmaz ise senin kendi başına başka kadınlarla ilişkiye gireceğini ve duygusal olarak birşeyler hissedeceğini söyledim. Seni kaybetmek istemediği için beni öne sürdü.
Hı?
-Ben, Songül ile çok yakın arkadaşım. Kaçan kovalanır, ben senden kaçtıkça sen kovaladın. En sonunda da Songül’ün yanına gidip seninle birlikte olmam gerektiğini yoksa başka kadınlara gideceğini söyledim. En azından bildiğin, güvendiğin biri yapsın yapacağını dedim.
Sen az orospu değilsin ha?
-Beni hastane odasında siktiğin andan itibaren herşeyi söyledim. İnanılmaz tahrik oldu Kuzey. O gün kaç defa seviştik bilmiyorum!

Arabayı az kaldı şarampole yuvarlayacakken son anda kontrolü sağladım.

Amınıza koyayım! Ulan ben kendimi kurnaz sanardım en mal, en saf ben çıktım! Mert’te porno yıldızı çıkarsa şaşırmam amına koyayım!
-Niye kızdın ki?
Lan karıma sahip oluyorsun, benden izinsiz, habersiz! Dalağınızı sikeyim ben sizin! Yok lan grup seks falan, bugün arkadaşıyla ilişkiye giren yarın gider başkasına siktirir kendini. Senin de Songül’ün de ta amına koyayım!

Arabayı sağa çekip derin nefesler alırken arabada ölüm sessizliği vardı.

Lan… Songül… Lan Songül!

Diyerek sertçe direksiyona geçirdim. Elif’e baktığımda korku dolu gözlerle bana bakıyordu. Ağzını zorlukla aralayıp;

-26 yaşında… Bu zamana kadar kimse ile öpüşmeyen bir kızdan konuşuyoruz. Tatmin olmak için kendi hemcinsine başvurdu diye mi bunlar? En azından Songül seni seviyor, senin aksine…
Ben Songül’ü seviyorum! Amına koyduğum! Songül için dünyayı yakarım!
-O zaman sorun ne!? Alt tarafı birlikte olduk lan! Zaten sende bunu hedeflemiyormuydun? Başka kadınlarla birlikte olmasını?
Evet ama benim kontrolüm altında! Arkamdan iş çevirerek değil!

Ellerini uzatıp sakallarımı okşarken;

-Yapma Kuzey… Eğer gidip ona bağırıp çağırırsan dayanamaz, kendine birşey yapar. Sadece seni seviyor, sana ilgi duyuyor. Bu sadece zevk!
Lan? Ya Songül de benden bunu isterse? Başka erkeklerle birlikte olmayı?

Ciğerlerim nefret ile dolup taşarken kendimi arabadan dışarı atıp temiz havayı içime çektim. (Abi olmaz! Bu tabu falan değil, psikolojinin ta kendisi! Ben bunu yıkmaya çalışırsam altında ezilirim. Hani buradaki hikayeler de zevk falan alıyorlar da ben çökerim, ruhsal sıkıntılardan tut anasının amına kadar çökerim…)

Elif arkamdan sarılıp omzumu öperken;

-Sen bazen çok salak oluyorsun, biz ergenliğe girdiğimizden beri birlikte oluyoruz. Senden önce ben vardım onun hayatında… Bak Songül’ü seviyorsan onun kalbini kıracak sözler sarfetme. O çok hassas Kuzey. Özellikle konu sen olunca. Eğer ona gidip başka erkek arzuluyormusun diye sorarsan senden nefret eder, çocuğundan nefret eder. Herşeyden, herkesten nefret eder. O gün Songül gerçekten çok alevlendi. Sadece rahatlamak için…
Ben de ondan korkuyorum işte. Ya yanında sen olmasaydın, başka biri olsaydı? Başka bir erkek mesela? Onuda mı rahatlamak için kullanacaktı? Ben böyle bir seks hayatı istemiyorum lan! Karımı başkası sikerken ben zevk mi alacağım!?

Ciğerlerimi yırtarcasına bağırırken dişlerimi sıkıyordum. Elif önüme geçip;

–Sen gerçekten Songül’ü sevmiyorsun. Ne desem boş kuzey. Sevdiğini söylüyorsun ama zerre güvenmiyorsun. Yol yakınken dön. Songül’ü daha fazla incitme.

Elif arkasını dönüp gitmeye çalıştığında bileğinden kavrayıp durdurdum.

Ben, Songül’ü gerçekten çok seviyorum, o kadar çok seviyorum ki onu… Arkadaşıyla sevişmekten geri durmuyorum. Songül’de beni böylemi seviyor?
–Sen bunların olmasını istemiyorsun fakat o çok istiyor. Seninle Songül’ün ayrıldığı nokta işte bu. O seni senden daha çok seviyor bunu kabullenmelisin…
Arkadaşıyla birlikte olmamı mı istiyor?
–Seni elde tutmak istiyor! Canımdan bezdim senin yüzünden! Bir türlü anlamak istemiyorsun? Songül… Başka… Bir… Erkek… İstemiyor! Yalnızca seni lan! Mal adam aç gözlerini!
Amına koyduğum sabahtan beri ne diye lafı dolandırıyorsun?! Diyeceğin bir tek bu lan! Gerizekalı, beynimi sikiyorsun sabahtan beri!
–Songül sadece senin zevk almanı ve kendisine zevk vermeni istiyor!

Heyacanla Elif’in dudaklarına yapışıp öpmeye başladım. Ellerimi beline dolayıp etrafımda çevirirken;

O zaman… Parti başlasın?..
-(Elif gülerek) Başlasın bakalım…

Benim için herşey daha yeni başlıyordu…

Leave A Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir